Nolan’ın Ses Getiren Yeni Filmi: The Odyssey
- Mercan Efe
- 2 Ağu
- 4 dakikada okunur

İki Oscar ödüllü yönetmen Christopher Nolan; Interstellar, Inception ve Oppenheimer gibi küresel çapta ses getiren yapımlarının ardından 17 Temmuz’da gösterime giren yeni filmi “The Odyssey” ile dikkatleri üzerine çekti. Homeros’un Antik Yunan destanı Odysseia’dan uyarlanan film, vizyona girdiği ilk gün 50 milyon dolar hasılat elde etti ve ilk haftanın sonunda ise 264 milyon dolar ile gişe rekorları kırmayı başardı. Baştan sona en yüksek çözünürlüklü analog film formatı IMAX 1570 kameralarıyla çekilen film, sinema tarihinde tamamı IMAX kameralarla çekilen ilk film oldu. Başarılı oyuncu kadrosu olan yapımın başrolünde Matt Damon, Odysseus’u canlandırıyor. Anne Hathaway, Zendaya, Tom Holland, Elliot Page ve Robert Pattinson isimlerini de kadrosunda bulunduran “The Odyssey”, vizyona girdiği günden itibaren sinemaseverler tarafından konuşulmaya ve eleştiri almaya başladı.
The Odyssey açılış hafta sonunda ABD’de 124,5 milyon dolar, dünya genelinde ise 264 milyon dolar hasılat ederek büyük bir gişe rekoru kırdı. Bu açılışla Nolan, Oppenheimer’daki 174 milyon dolar ve The Dark Knight Rises’daki 249 milyon dolar hasılatı geçerek açılış hafta sonu gişesinde kendi rekorlarını da geride bırakmayı başardı; kariyerindeki en büyük küresel açılışa imza attı. Ancak enflasyondan arındırılmamış sayılara göre The Dark Night Rises filminin 2012 yılında elde ettiği 249 milyon dolar, günümüzde 362 milyon dolara karşılık geliyor. Bu nedenle kendi rekorunu kırıp kırmadığı tartışma konusu oldu. Nolan’ın en yüksek bütçeli projelerinden biri olduğu bilinen film, 250 milyon dolarlık bir bütçeye sahip. The Odyssey, 159 milyon dolar ile Toy Story 5 ve 131 milyon dolar ile Super Mario Galaxy Movie’nin ardından 2026 yılının en büyük üçüncü açılışını yapmış bulunuyor. Ayrıca 31 Temmuz’da vizyona girecek Spider-Man Brand New Day filmi, The Odyssey’de rol alan Zendaya ve Tom Holland isimlerini oyuncu kadrosunda bulunduruyor. Dolayısıyla Spider-Man Brand New Day’in The Odyssey’in küresel gişe hâkimiyetini etkileyeceği düşünülüyor.
Nolan; geçmişte yönetmenliğini üstlendiği Oppenheimer, Tenet, Dunkirk, Interstellar, The Dark Knight ve The Dark Knight Rises filmlerinin belirli sahnelerinde IMAX kameraları kullanmıştı. Ancak yeni filmi “The Odyssey”u diğer filmlerinden ayıran nokta filmin baştan sona her sahnesinin IMAX kameralar ile çekilmiş olması. Sinematografiye yenilikler ve farklı boyutlar kazandırmaya devam eden Nolan, kendi görüntü yönetimine meydan okumakla kalmayıp tamamı IMAX kameralar ile çekilen ilk uzun metrajlı filmiyle tarihe geçti. Nolan, yeni filminde kullandığı kameralar sayesinde sinemadaki gelenekselliğin önünü kesti: İzleyicinin alışık olduğu yatay ekranı kaldırarak seyirciyi tavandan zemine uzanan 1.43:1 ölçülerine sahip kareye yakın bir görüntü ile buluşturdu. The Odyssey’in çekildiği biçim olan 70 mm’lik IMAX kameralar ile izlemek isteyen seyircilerin ise dünyada seyredebileceği yalnızca 41 sinema salonu bulunuyor. IMAX 70 mm teknolojisini destekleyen sinema salonlarının azlığı nedeniyle izleyicilerin büyük bir çoğunluğu filmi dijital IMAX veya IMAX with Laser formatlarında izliyor. Dünyada sınırlı sinema salonlarında yer alan IMAX 70 mm teknolojisi Türkiye’deki salonlar tarafından desteklenmiyor, bu nedenle gerçek IMAX deneyimini tatmak Türkiye’de mümkün görünmüyor. Seyircilerin çoğunluğunun tercih ettiği IMAX with Laser biçimi ise klasik sinema salonlarına kıyasla daha yüksek görüntü ve ses düzeyine sahip. IMAX CEO’su Richard Gelfond, dünyadaki IMAX 70 mm sinema salonu sayısının az olmasını yaklaşık 50 yıldır yeni IMAX projektörlerinin üretilmemesi ile açıklıyor. Aynı zamanda bu formatın yüksek meblağlarda yatırım gerektirdiğine vurgu yapan Gelfond, sinema sahiplerinin daha uygun fiyatlı dijital IMAX ve IMAX with Laser’a yöneldiğini belirtiyor.
Homeros’un Antik Yunan destanından uyarlanan film, Truva Savaşı’nın Odysseus üzerinde bıraktığı yıkıcı etkiyi ve Odysseus’un İthaka'ya dönüp tahta geçme çabasını anlatıyor. Filmde her ne kadar esas destanın olay örgüsüne bağlı kalınmış olsa da Nolan kendi yorumunu katmaktan çekinmiyor: Odysseus’un savaştan sonra yaşadığı travmanın ve iyileşme sürecinin derinliklerine iniyor. Matt Damon’un canlandırdığı Odysseus karakteri, yıllar boyu savaşta olması sebebiyle eşi Penelope (Anne Hathaway) ve oğlu Telemakhos’a (Tom Holland) büyük bir özlem duyuyor ve evine dönmek istiyor. Ancak yol üzerinde karşısına çıkan canavarlar, yaratıklar ve aksilikler onların kavuşmasına engel oluyor. Nolan’ın yönetmenliğini üstlendiği bu uyarlamanın oyuncu seçimleri izleyiciler arasında tartışmaya yol açtı. Yunan mitolojisini konu alan bir filmde siyahi oyuncuların yer alması; Truvalı Helen’i Kenya asıllı Lupita Nyong'o’nun ve Athena’yı Zendaya’nın oynaması tarihsel doğruluk ve modern sinema yorumu olmak üzere seyircileri ikiye böldü. Yunan mitolojisindeki tanrı ve tanrıçaların beyaz tenli, altın saçlı olmasına alışık olan seyirci; Odyssey destanında yer alan karakterlerin farklı ırklardan seçilmesine, mitolojik kaynaklara bağlı kalınmadığı gerekçesiyle karşı çıkıyor. Ege coğrafyasında ve Antik Yunan döneminde siyahilerin aksine beyaz tenlilerin olduğunu belirterek siyahi oyuncunun yer almasının dönemin harmonisine uyum sağlamadığı eleştiriliyor. Modern sinemayı savunan kesim ise mitolojilerin zamansız ve evrensel olduğunu, günümüze uyarlanırken modern kadrodan faydalanılması gerektiğini söylüyor. Karakterin ırkını fazla göz önünde bulundurmaktansa oyunculukların gerçekçiliğine ve hikâyenin anlatılış biçimine odaklanılması gerektiğini belirtiyorlar.
The Odysseus filmi için verdiği röportajlarda yağ oranını azaltırken kas kütlesini artırdığını ifade eden başrol Matt Damon, lise yıllarından bu yana ilk defa 76 kilograma düştüğünü belirtti. Seyirciler, filmdeki Odysseus’un ordusunun Laistrygonlara karşı savaştığı sahnenin CGI (Bilgisayar Üretimi Grafik) ile çekildiğini düşünüyordu. Devasa boyutlardaki yamyam kabilenin bir yeşil ekran ürünü olduğuna inanılıyordu. Ancak gerçekte, Christopher Nolan’ın sinematografi için kullandığı bir teknik yatıyor. Nolan, kamera açılarıyla manipülasyon yaparak zorunlu performans tekniğini kullandı. Yamyamların ve Odysseus’un ekibinin kameraya olan uzaklığını ayarlayarak kamerada bir ilüzyon yarattı. Matt Damon ise konuk olduğu “Happy Sad Confused” podcastinde Odyssey’in bir sahnesinde kendisinin yerine kadın dublör kullanıldığını açıkladı. Odysseus’un ekibinin Laistrygonlarla ormanda karşı karşıya geldiği sahnede Laistrygonları oynayan oyuncuların boyları 2 metreyi aşan kimselerden seçildiğini belirtti. Odysseus’u ise o sahnede kendisinin yerine 1.37 boylarında bir kadın dublörün oynadığını açıkladı. 2 metre devlerin 1.50’den kısa dublörlerin üzerine doğru gelmesi, kamerada devlik hissi yarattı.
The Odyssey filmi, elde ettiği gişe rekorunun yanı sıra sinema sektörünün nasıl geliştirilebileceği konusunda bin öncü niteliği taşıyor. Nolan, devasa IMAX kameralar kullanarak sinemada benzeri bulunmayan bir deneyim sunarken CGI yerine zorunlu perspektif ilüzyonu ile seyirciye kendini hayran bırakmayı başarıyor. Antik Yunan eserini modernize ederek sahneye uyarlamasıyla ise sinemaseverleri modern sinema hakkında sorgulamaya itiyor.

Elis Zayim ve Elif Karakaş tarafından düzenlenmiştir.


