top of page

Avrupa’nın Sıcak Hava Faturası: Milyarlarca Euro

Avrupa Bu Yaz Ne Kadar Kaybetti?

Avrupa, 2026 yazını çok yüksek sıcaklıklarla geçiriyor. Copernicus İklim Değişikliği Servisi’ne göre Batı Avrupa, Haziran 2026’da 1940’tan bu yana bu ay için kaydedilen en yüksek sıcaklıklara ulaştı. Bölgenin aylık sıcaklık ortalaması 1991-2020 dönemindeki ortalamanın 3,06 derece üzerindeydi. İspanya ve Portekiz’in bazı bölgelerinde termometreler 40 dereceyi geçti, yer yer 45 dereceye yaklaştı. Yüksek sıcaklıklar temmuz ve ağustosta da devam etti. Fransa’dan Balkanlar’a kadar birçok bölgede peş peşe sıcak hava uyarıları yapılırken haftalar süren yağışsızlık toprağı kuruttu, su kaynaklarını azalttı ve yangınların yayılmasını hızlandırdı.



Bu yazın ekonomik etkileri ise sıcaklıklar düştükten sonra da devam edecek. Reuters’ın 10 Ağustos 2026’da yayımladığı ve ekonomistlerle akademisyenlerin değerlendirmelerini bir araya getiren analizine göre, sıcak hava, kuraklık ve yangınların Avrupa ekonomisine verdiği zarar şimdiden yüz milyarlarca euro ile ölçülüyor. Kesin tabloyu görmek için henüz erken. Tarımdaki üretim kaybı veya ulaşımda yaşanan aksaklıklar hemen hesaplanabilirken büyüme, fiyatlar ve şirket gelirleri üzerindeki etki daha sonra ortaya çıkıyor. Tarım, turizm, enerji ve ulaşımda açıklanan ilk veriler ciddi kayıplara işaret ediyor.


Tarımda Kayıp Büyüyor

Aşırı sıcakların ekonomik etkisinin en hızlı görüldüğü yerlerden biri tarlalar oldu. Haftalar süren sıcaklık ve kuraklık, İngiltere’den Fransa’ya, Güney Almanya’dan Kuzey İtalya’ya kadar uzanan geniş bir bölgede hasadı etkiledi. Buğday ve arpada verim tahminleri yüzde 3-4 düşerken ayçiçeği ve zeytinyağında kayıp yüzde 6-7’ye çıkıyor. En büyük endişe ise mısırda. AB genelinde mısır hasadının 1995’ten bu yana en düşük seviyeye gerilemesi bekleniyor. Bölgenin en büyük üreticisi Fransa’da mısır üretiminin geçen yıla göre yüzde 35 azalabileceği, hasadın da 1977’den bu yana en düşük seviyede kalabileceği tahmin ediliyor. Fransa’nın yanı sıra İspanya ve İtalya’daki gelişmeler de yakından izleniyor. Üç ülke birlikte AB tarımsal üretiminin yaklaşık yüzde 42’sini gerçekleştiriyor.


Kötü bir hasadın maliyeti çiftçinin kaybıyla bitmiyor. İngiltere’de tahıl ve yağlı tohumlardaki düşüşün çiftçilere yaklaşık 390 milyon sterline mal olabileceği hesaplanıyor. Üretim açığı büyüdükçe ithalat ihtiyacı da artıyor; bu yıl özellikle İspanya, İtalya ve Portekiz’in daha fazla mısır ithal etmesi bekleniyor. Daha az ürün ve artan ithalat maliyeti ise gıda fiyatları üzerinde yeni bir baskı yaratabilir. World Resources Institute Su Güvenliği Direktörü Liz Saccoccia’ya göre 2050’ye kadar, yıldan yıla su miktarında büyük dalgalanmalar yaşayan su havzalarının sayısı yüzde 19 artabilir. Çiftçiler için sorun artık ne kadar yağmur yağacağı kadar, yağmurun ne zaman ve nereye düşeceği.


Ticaretin Maliyeti Artıyor

Kuraklığın etkisi tarladan çıkıp Avrupa’nın ticaret yollarına da ulaştı. Kıtanın yük taşımacılığında önemli bir yere sahip olan Ren ve Tuna nehirlerinde su seviyesi bu yaz rekor düzeylere geriledi. Tuna, Almanya’dan Karadeniz’e uzanan güzergâhında on ülkeyi birbirine bağlarken Ren, Rotterdam limanı ile Batı Avrupa’nın büyük sanayi merkezleri arasındaki kömür, petrol ürünleri, kimyasallar, mineraller ve diğer hammaddelerin taşınmasında kritik rol oynuyor. Su seviyesi düştükçe gemiler daha az yükle yola çıkıyor. Ren’in kritik geçiş noktalarından Kaub’da seviye temmuz sonunda 27 santimetreye kadar indi ve birçok yük gemisi kapasitesinin yalnızca bir bölümünü kullanabildi. Tuna’da Budapeşte’deki ölçüm ise 23 santimetreyle 2018’deki önceki rekorun 10 santimetre altına düştü.


Daha az yük taşıyan gemi, aynı mal için daha fazla sefer ve daha yüksek maliyet anlamına geliyor. Nehirden taşınamayan yükün karayolu ve demiryoluna aktarılması da kolay değil; bu hatların kapasitesi sınırlı. Almanya’da durum öyle bir noktaya geldi ki bazı eyaletler fabrikalara mal akışını sürdürebilmek için kamyonların pazar günü çalışma yasağını geçici olarak kaldırdı. Tuna’daki düşük su seviyesi Romanya’dan tahıl sevkiyatını zorlaştırırken Rotterdam limanındaki yük hacmi de etkilendi. Avrupa’nın karayolları ve demiryolları da aşırı sıcaktan payını alıyor; raylarda deformasyon, yol kısıtlamaları ve sefer iptalleri geçmiş sıcak hava dalgalarında milyarlarca euroluk kayıplara yol açtı. 2026’da yayımlanan yeni bir Avrupa araştırması, yüzyıl ortasına gelindiğinde ulaşım altyapısının sıcak hava dalgalarına maruz kalmasının geçmişe göre 30 kata kadar artabileceğini hesaplıyor.


Enerjide İki Yönlü Baskı

Sıcak hava enerji piyasasını iki taraftan zorluyor. Klima ve soğutma sistemleri daha uzun süre çalıştığı için elektrik tüketimi artıyor. Allianz’ın hesabına göre sıcaklık 30 ile 35 derece arasındayken her ilave derece elektrik talebini yaklaşık yüzde 1,2 yükseltiyor. Aynı günlerde üretim tarafında da sorun yaşanabiliyor. Bunun en belirgin örneklerinden biri Fransa’da yaşandı. Ülkenin elektrik üretiminde büyük payı olan nükleer santraller reaktörlerini soğutmak için nehirlerden su kullanıyor. Nehir suyu fazla ısındığında, çevreye geri bırakılan su için belirlenen sıcaklık sınırlarını aşmamak amacıyla üretimin azaltılması gerekiyor. Ağustosta yaklaşık 7,3 gigavatlık nükleer kapasite, başka bir ifadeyle Fransa’nın toplam kapasitesinin yaklaşık yüzde 12’si, bu kısıtlamalardan etkilendi.


Talebin yükselip üretimin zorlandığı günlerde fiyatlar da hızla hareket ediyor. 11 Ağustos’ta ertesi gün teslim edilecek elektriğin fiyatı Fransa’da yüzde 21,8 artarak megavatsaat başına 142,5 euroya, Almanya’da ise yüzde 22,8 yükselerek 138,5 euroya çıktı. Sıcak havanın enerji maliyeti burada hanelerin klima faturasının çok ötesine geçiyor. Çelik, kimya, otomotiv ve diğer enerji yoğun sektörler için yükselen elektrik fiyatı doğrudan üretim maliyetine ekleniyor.


İş Gücü de Kayıp Yazıyor

Aşırı sıcakların iş hayatındaki etkisi sağlık verilerinde de görülüyor. Avrupa Sendikalar Enstitüsü’ne göre kıta genelinde yaklaşık 130 milyon çalışan işyerinde sıcaklık stresine maruz kalıyor; bunun her yıl yaklaşık 277 bin yaralanma ve 230 ölümle bağlantılı olduğu tahmin ediliyor. Risk en yüksek inşaat, tarım, lojistik ve diğer açık hava işlerinde görülse de kapalı alanlar da bundan kaçamıyor. Yunanistan’daki Tesalya Üniversitesi’nden çalışma fizyolojisi uzmanı Prof. Andreas Flouris’e göre Güney Avrupa’daki ortalama bir sıcak hava dalgasında verim kaybı %20–25’e, Orta Avrupa’da %8–14’e, İskandinav ülkelerinde bile %3–6’ya ulaşabiliyor. İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerde günün en sıcak saatlerinde bazı işlerin durdurulması artık iş güvenliği kurallarının bir parçası.


Şirketler de sıcak havanın maliyetini doğrudan hissediyor. Sıcak hava dalgalarında hastalık izinleri artıyor, çalışanların hata yapma ve iş kazası riski yükseliyor; ofis ve fabrikalarda soğutma ihtiyacı enerji giderlerini artırıyor, aşırı ısınan ekipmanlar ise bakım ve onarım masrafı yaratıyor. Fortune’un aktardığına göre Avrupa’daki her beş çalışandan biri son bir yılda işyerinde sağlıksız düzeyde aşırı sıcağa maruz kaldığını bildirdi. Üstelik sorun resmi sıcak hava dalgalarıyla da sınırlı değil: ILO verilerine göre aşırı sıcak maruziyetinin yaklaşık %90’ı, resmi olarak sıcak hava dalgası ilan edilmeyen günlerde gerçekleşiyor. Bu yüzden şirketler çalışma saatlerini kaydırmak, çalışanları daha yakından izlemek ve işyerlerini sıcağa göre yeniden düzenlemek zorunda kalıyor.


Tüketim Alışkanlıkları Değişiyor

Sıcak günlerde tüketici harcamaları da yer değiştiriyor. İngiltere’de haziran sıcağı insanları mağazalardan uzaklaştırdı. Ziyaretçi sayısı bir önceki aya göre yüzde 8 azaldı, kent merkezlerinde kayıp yüzde 9’u buldu. Buna karşılık internetten alışverişin toplam perakende satışlarındaki payı yüzde 29,4’e çıkarak Nisan 2021’den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Klima, vantilatör ve yazlık giyim talebi artarken dondurma satışları geçen yılın aynı haftasına göre yüzde 56 yükselerek 18,2 milyon sterlinle rekor kırdı.

Yeme içmede ise sıcaklığın derecesi önemli. Ilık ve güneşli günler pub ve restoranlara müşteri getirirken hava aşırı ısındığında tablo tersine dönebiliyor. Haziran sonunda İngiltere’de sıcak hava ve Dünya Kupası'nın birlikte etkisiyle içecek satışları bir önceki yılın aynı haftasına göre yüzde 14,7 yükseldi; ancak Avrupa'nın daha sıcak bölgelerinde işletmeler aynı avantajı görmüyor. İtalya’nın Padova kentinde yapılan bir araştırmada işletmelerin yüzde 80’inden fazlası son sıcak hava dalgalarında cirolarının yaklaşık yüzde 20 düştüğünü bildirdi; insanların günün sıcak saatlerinde evden çıkmaması, akşamları bile restoran ve bar trafiğini etkiledi.


Turist Daha Serin Rotalar Arıyor

Aşırı sıcaklar artık tatil planlarına da giriyor. Avrupa Seyahat Komisyonu’nun araştırmasına katılanların yüzde 34’ü sıcaklık riski yüksek yerlere gitmekten kaçındığını söylüyor. Temmuz ve ağustosun en sıcak haftalarından uzaklaşan turistler tatil planlarını da değiştiriyor. Kimi ilkbahar ve sonbaharı seçiyor, kimi daha serin kuzey ülkelerine veya yüksek rakımlı bölgelere yöneliyor. Intrepid Travel’ın 2026 yaz rezervasyonları Norveç’te yüzde 30, İzlanda’da yüzde 22 arttı. İskoçya’ya haziran ve temmuz için yapılan uçuş rezervasyonlarında da yüzde 15 yükseliş görüldü. OECD’ye göre bu eğilim devam ederse Kuzey Avrupa ve Alp bölgeleri daha fazla turist çekebilir; Akdeniz’de ise yazın en yoğun dönemine olan talep zayıflayabilir.


Akdeniz’den vazgeçmeyen turist ise seyahat tarihini değiştirmeye başladı. İtalya’ya nisan-mayıs ve eylül-ekim dönemlerinde yapılan Intrepid rezervasyonları bu yıl yüzde 17 arttı; TUI, Girit’te sezonu kasım ayına kadar uzatıyor. Turizm işletmeleri için değişimin başka maliyetleri de var. Oteller aşırı sıcak günlerde soğutma ve su için daha fazla harcarken, yangınlar ve diğer aşırı hava olayları ulaşımı kesintiye uğratıp işletmeleri geçici olarak kapatabiliyor. Sektör de buna göre yatırım yapmaya başladı. Fransa, dağ turizmini çeşitlendirmek için yaklaşık 650 milyon euroluk kamu kaynağı ayırırken düşük rakımlı kayak merkezlerinde kara bağımlı yatırımlar azaltılıyor. Otellerde doğal serinletme, yağmur suyu toplama ve aşırı hava koşullarına dayanıklı altyapı gibi uygulamalar da öne çıkıyor.


Kamu Bütçeleri Üzerindeki Baskı Artıyor

Aşırı sıcaklar kamu bütçelerinde de yeni harcamalar yaratıyor. Yangınlarla mücadeleden sağlık hizmetlerine, zarar gören altyapının onarımından afet yardımlarına kadar birçok harcama kamu bütçesinden karşılanıyor. Fransa Çevre Bakanı Monique Barbut, son sıcak hava dalgalarının ülkeye doğrudan ve dolaylı maliyetinin 10 ila 15 milyar euro arasında olabileceğini açıkladı. Buna nazaran 2022’deki kuraklığın Fransa’ya maliyeti 5,6 milyar euro olarak hesaplanmıştı.

Ek harcamalara vergi gelirlerindeki düşüş de eklenebilir. Allianz’ın hesaplamasına göre aşırı sıcakların ekonomik faaliyet üzerindeki etkisi yıllık vergi gelirlerini Fransa’da yüzde 1,8, İtalya ve İspanya’da yüzde 1,3, Almanya’da ise yüzde 0,7 azaltabilir. Bu kayıp Avrupa açısından rahat bir döneme de denk gelmiyor. Savunmaya ayrılan kaynakların arttığı, enerji altyapısının yeni yatırımlar gerektirdiği ve birçok ülkede kamu borcunun yüksek seyrettiği bir ortamda iklim kaynaklı harcamalar bütçede başka önceliklerle aynı kaynak için yarışıyor.


Peki Toplam Kayıp Ne Kadar?

Sıcak havanın ekonomik maliyetini tek bir rakama indirmek kolay değil; üretimden ulaştırmaya kadar farklı alanlardaki kayıpların bir kısmı yıllara yayılıyor. 2025 yazı bunun ne kadar büyüyebildiğini gösterdi. Mannheim Üniversitesi ile Avrupa Merkez Bankası ekonomistlerinin çalışmasına göre o yaz yaşanan sıcak hava, kuraklık ve seller AB ekonomisinde 43 milyar euroluk kısa vadeli kayıp yarattı. Araştırmacılar aynı olayların yatırımlar, üretim ve gelirler üzerindeki devam eden etkisiyle kaybın 2029’a kadar 126 milyar euroya ulaşacağını hesapladı. Bu tahmine yangınlar ve aşırı hava olaylarının aynı anda yaşandığında birbirini büyüten etkileri de tam olarak dahil değil. Geçen yaz Avrupa’daki sıcak hava kaynaklı 43 milyar euroluk ekonomik kayba karşılık sigorta şirketlerinin ödediği tutar yalnızca yaklaşık 500 milyon euro oldu. Yani zararın çok büyük bölümü şirketlerin, hanelerin ve devletlerin üzerinde kaldı.


Allianz Trade’in 2030’a kadar uzanan stres senaryosu çok daha yüksek rakamlara ulaşıyor. Son yıllardaki en sıcak dönemlerin giderek daha sık tekrarlandığı varsayımında, beş yıllık toplam GSYH kaybının en fazla etkilenen ekonomilerde yüzde 5-7’ye ulaşabileceği hesaplanıyor. Bu rakamlar gerçekleşmiş kayıpları değil, benzer sıcaklıkların önümüzdeki yıllarda tekrarlanması halinde oluşabilecek ekonomik etkiyi gösteriyor. Parasal karşılığı Fransa için 240 milyar dolar, İtalya için 147 milyar dolar, Almanya için 131 milyar dolar, İspanya için ise 120 milyar dolar. Yalnızca bu dört Avrupa ekonomisindeki potansiyel kayıp 638 milyar doları buluyor. Aynı senaryoda sabit yatırımlardaki düşüş etkilenen ülkelerde ortalama yüzde 8’e ulaşıyor. Şirketler daha az yatırım yaptığında bugünkü sıcak hava, birkaç yıl sonraki üretim kapasitesini de aşağı çekebiliyor. Allianz’ın hesabında kamu maliyesi de bozuluyor, sıcaklık kaynaklı kayıplar bütçe dengelerini yılda ortalama GSYH’nin yüzde 0,5’i kadar kötüleştirebilir.

2026 yazı henüz bitmedi ve kesin hesabı çıkarmak için erken. Sonbaharda hava serinleyecek; bu yaz kaybedilen üretimin, ertelenen yatırımların ve kamu harcamalarının ekonomik etkisi ise daha uzun sürecek.



Elif Karakaş tarafından editlendi.

bottom of page