İki Kıta Bir Yarış: Boğaziçi Yüzme Yarışı 38. Kez İstanbul'da
- Arda Sabri Tiryaki
- 2 gün önce
- 5 dakikada okunur
İstanbul'un ikonik spor organizasyonlarından Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, 23 Ağustos'ta 38'inci kez düzenlenecek. Kanlıca'da Asya kıyısından suya giren binlerce sporcu, 6,5 kilometrelik parkuru tamamlayarak Kuruçeşme'de Avrupa kıyısına çıkacak.
İki kıta arasında düzenlenen dünyanın tek yüzme yarışı olma özelliğini taşıyan organizasyon, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından 1989'dan beri düzenleniyor ve bugün uluslararası açık su yüzme takviminin en tanınan yarışları arasında yer alıyor. WOWSA (World Open Water Swimming Association) tarafından 2016'nın “En İyi Açık Su Yüzme Organizasyonu” seçilen Boğaziçi, 2017'de de 100'den fazla açık su yarışı arasında zirvede yer aldı. Yarışın ulaştığı boyutu rakamlar da gösteriyor: 2025'te 81 ülkeden 2 bin 820 yüzücü Boğaz'ın sularında buluştu. Yaşları, ülkeleri ve yüzme geçmişleri birbirinden çok farklıydı; ama hepsinin hedefi aynıydı: 6,5 kilometre yüzüp Asya'dan Avrupa'ya geçmek.
68 Yüzücüyle Başlayan Hikaye
Boğaziçi'nde start ilk kez 23 Temmuz 1989'da Çubuklu ile Kuruçeşme arasında verildi. Bugün kalabalık bir başvuru listesinin oluştuğu yarışın ilk yılında suya girenlerin sayısı sadece 68'di: 64 erkek ve 4 kadın. Bir yıl sonra başlangıç noktası Çubuklu'dan Kanlıca'ya taşındı; parkur da uzatılarak bugünkü 6,5 kilometrelik halini aldı. 1989'da 68 kişiyle başlayan yarış, bugün geniş bir uluslararası sporcu kitlesini İstanbul'a getiriyor.
Yarışın sınırları aşması içinse üç yıl gerekti. 1992'de o dönemin Çekoslovakya'sından 22, ABD'den iki yüzücü İstanbul'a gelerek yarışa katıldı. Sonraki yıllarda yabancı sporcular için ülke kontenjanları oluşturuldu ve katılım çeşitli yaş gruplarına yayıldı. 2010'dan bu yana parkuru tamamlayan her sporcu da “Kıtalararası Yüzücü” sertifikası almaya hak kazanıyor.

Akıntı, Rota ve Kronometre
Karadeniz'i Marmara Denizi'ne bağlayan İstanbul Boğazı 30 kilometre uzunluğunda genişliği yer yer 500 metreye kadar daralırken bazı bölümlerde 3 kilometreye yaklaşıyor, derinliği ise 50 ile 120 metre arasında değişiyor. Yüzücüler için asıl mesele ise Boğaz'ın sürekli hareket halinde olması. Karadeniz'den Marmara'ya doğru ilerleyen ana yüzey akımının yanı sıra özellikle kıyıya yakın koylarda ters yönde su hareketleri oluşabiliyor. Rüzgâr ve dalga da devreye girdiğinde 6,5 kilometrelik parkur bir yıldan diğerine bambaşka koşullarda yüzülebiliyor.
Havuzda kulvar çizgisi sporcuyu finişe götürür Boğaz'da böyle bir çizgi yok. Yüzücüler yönlerini kıyıdaki yapıları referans alarak buluyor ve ana akımın avantajını mümkün olduğunca uzun süre kullanmaya çalışıyor. Kıyıya erken yaklaşmak, karşı akıma yakalanmak, geç dönmek ise finişi kaçırmak anlamına gelebiliyor. Özellikle Galatasaray Adası geçildikten sonra Avrupa kıyısına ne zaman yönelineceği kritik. Finişi geçip akıntıyla Boğaziçi Köprüsü'nün altına sürüklenen sporcular teknelere alınıyor ve diskalifiye ediliyor. Bu yüzden yarıştan önce parkur tekneyle geziliyor; yüzücülere kıyıdaki referans noktaları, suyun hareketi ve izlenebilecek rota anlatılıyor.
Su koşulları kronometreyi de doğrudan etkiliyor. Boğaziçi'nin parkur rekorları 2006'da erkeklerde 39 dakika 7 saniyeyle Alişan Alaşlı, kadınlarda 40 dakika 50 saniyeyle Beren Kayrak tarafından kırıldı. Ancak yıldan yıla değişen dereceleri tek başına süre üzerinden karşılaştırmak yanıltıcı. Güçlü bir yüzey akımı sporcuları bir yıl hızla finişe taşırken başka bir yıl rüzgâr, dalga ve ters akımlar parkuru çok daha ağır hale getirebiliyor. Boğaziçi'nde birkaç metre yanlış rota bile dakikalara mal olabiliyor.
Yarış Sabah 10:00’da Başlamıyor
Yarışın startı saat 10.00'da verilecek ancak tüm yüzücüleri Kanlıca'ya ulaştıracak operasyon bundan saatler önce başlayacak. Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı sabah 07.00'de açılacak; sporcular kontrollerinin ardından bone numaralarına göre üç ayrı Şehir Hatları gemisine yerleştirilecek. Gemiler saat 08.50'de Kuruçeşme'den ayrılarak yüzücüleri Kanlıca'daki başlangıç alanına taşıyacak.
Kanlıca'ya ulaşıldığında sporcular gemilerden yarış platformuna geçecek ve yarış için son hazırlıklarını yapacak. Buradaki düzenin küçük ama önemli bir kuralı da var: 08.50'ye kadar kendi gemisine binemeyen sporcu starta götürülmüyor ve yarışma hakkını kaybediyor. Yani Boğaziçi'nde ilk mücadele, daha suya girmeden saate karşı başlıyor.
Boğaz Gerçekten Kapanıyor Mu?
Evet. Yarış günü yüzücülerin bulunduğu 6,5 kilometrelik parkur teknelerden temizlenmekle kalmıyor; İstanbul Boğazı'ndaki uluslararası gemi trafiği de geçici olarak durduruluyor. Geçen yıl yarışın yapıldığı 24 Ağustos'ta Boğaz 09.00 ile 13.00 arasında dört saat boyunca çift yönlü uluslararası deniz trafiğine kapatıldı, Kanlıca-Kuruçeşme arasındaki yarış bölgesinde yerel deniz trafiği de durduruldu. Uygulama günlük ulaşımı da etkiledi; bazı Şehir Hatları seferleri yarış nedeniyle iptal edildi.
Bu sırada Boğaz'a girecek tanker ve yük gemileri yüzücülerin arasından geçmiyor ya da parkurun kenarında beklemiyor. Transit trafik askıya alınıyor ve gemilerin geçişi Türk Boğazları gemi trafik sistemi tarafından düzenleniyor. Yarış tamamlanıp güvenli geçiş koşulları yeniden sağlandığında Boğaz gemi trafiğine açılıyor. Boğaz trafiğinin saatlerce durdurulması, yarışın görünmeyen ama en sıra dışı taraflarından biri.
Suyun Üzerinde İkinci Bir “Filo” Kuruluyor
Ticari gemiler Boğaz'dan çekilirken su tamamen boşalmıyor. Bu kez parkurun çevresinde yarış için oluşturulan başka bir deniz trafiği başlıyor. Şişme botlar yüzücülere parkur boyunca eşlik ederken hakem tekneleri yarışı takip ediyor sağlık ekipleri ve müdahale araçları olası bir acil durum için hazır bekliyor. Parkuru tamamlayamayan sporcuları sudan almak üzere toplama tekneleri de güzergâh boyunca görev yapıyor. Kalabalık bir sporcu kitlesinin aynı anda açık suda olduğu bu saatler boyunca Boğaz, bir ulaşım koridorundan kontrollü bir yarış alanına dönüşüyor.
Bu sistemin önemli kurallarından biri de zaman sınırı. Son yüzücünün startından itibaren iki saat içinde parkuru tamamlayamayan sporcular yarış görevlileri tarafından sudan çıkarılarak toplama teknelerine alınıyor ve Kuruçeşme'ye götürülüyor. Yardıma ihtiyaç duyan bir yüzücü ise elini kaldırarak veya bonesini çıkarıp sallayarak teknelerdeki görevlilere işaret verebiliyor. Yarış boyunca gözler yalnızca finişe ulaşanların üzerinde değil, geride kalan veya yardıma ihtiyaç duyan yüzücülerin üzerinde de oluyor.
Finişe İlk Varan Kazandı Sanmayın
Binlerce yüzücünün birkaç dakika içinde Kanlıca'dan Boğaz'a girdiği bir yarışta kronometre herkes için aynı anda başlamıyor. Her sporcunun ayak bileğinde kendisine tanımlı elektronik bir çip bulunuyor. Yüzücü Kanlıca'daki başlangıç noktasında zamanlama sisteminden geçtiğinde kişisel süresi başlıyor; Kuruçeşme'deki finiş noktasında sistemden geçtiğinde ise duruyor. Böylece kalabalığın arkasından suya giren bir sporcu, suya girişte kısa bir süre beklediği için zaman kaybetmiş sayılmıyor.
Finişte de kıyıya ulaşmak tek başına yeterli değil. Yüzücünün Kuruçeşme'deki belirlenmiş çıkış noktasından geçerek elektronik finiş kaydını oluşturması gerekiyor. Boğaz'da dolayısıyla gözle ilk görünen yüzücü ile kronometrenin en hızlı yüzücüsü her zaman aynı kişi olmak zorunda değil.

Kimler Geldi, Kimler Geçti?
Boğaziçi'nin katılımcı çeşitliliğini yarış sistemi de yansıtıyor. Kadın ve erkeklerde 14–18'den başlayıp 70 yaş ve üzerine kadar uzanan 12 ayrı yaş kategorisi bulunuyor, yüzücüler kendi yaş gruplarında madalya için yarışıyor. Böylece parkurda genç sporculardan onlarca yıldır açık suda yüzen isimlere kadar birbirinden uzak kuşaklar yan yana yarışabiliyor.
Yıllar içinde Boğaziçi, yüzme tarihinin en büyük isimlerini de ağırladı. 1972 Münih Olimpiyatları'nda yedi altın madalya kazanan Amerikalı Mark Spitz 2012'de, beş Olimpiyat altınlı Avustralyalı “Torpido” Ian Thorpe 2013'te, Hollandalı Olimpiyat ve dünya şampiyonu Inge de Bruijn 2014'te organizasyonun onur konuğu oldu. 2015'te ise dünyanın en zorlu yedi açık su geçişini tamamlayan İngiliz uzun mesafe yüzücüsü Adam Walker İstanbul'a geldi ve yarıştan bir gün evvel Boğaz'da gösteri yüzüşü yaptı.
Boğaziçi'nin hafızasında sadece Olimpiyat madalyaları yok. Levent Aksüt, yarışa onlarca kez katıldı ve 2018'de 88 yaşındayken hâlâ organizasyondaydı. 2018'de Zimbabveli Olimpiyat şampiyonu Kirsty Coventry, Aksüt ve 1989'dan o güne kadar düzenlenen 29 yarışın tamamına katılan Fatma Nazan Göğen ile Boğaz'da gösteri yüzüşü yaptı.
Yarış tarihinin en sıra dışı ismi ise iki ayaklı bile değildi. Amerikalı maraton yüzücüsü Ted Erikson, Boğaz'a köpeği Umbra ile birlikte girdi. 24 Temmuz 1995 tarihli Cumhuriyet'in haberine göre açık su yüzmeye yabancı olmayan Umbra, daha önce Florida'daki bir millik okyanus yüzüşüne katılan ilk köpek olmuş, 1994'te 2,4 ve 2,7 millik yüzme dereceleriyle Guinness Rekorlar Kitabı'na girmişti. Boğaziçi'nde ise sahibiyle birlikte Asya'dan Avrupa'ya yüzdü.
2026 Yarışının En Kritik Başlığı: Güvenlik
Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı kırk yıla yaklaşan geçmişinde dünyanın dört bir yanından binlerce sporcuyu İstanbul'da buluşturdu. Ancak bu uzun geçmişin ne yazık ki tatsız anları da oldu. 2025'te yarışa katılan Rus yüzücü Nikolai Svechnikov'un finişe ulaşmadığının anlaşılması üzerine Boğaz'da geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. Aramalar aylarca sürdü. Ocak 2026'da Kuruçeşme açıklarında bulunan bedenin Svechnikov'a ait olduğu tespit edildi. Olay, çok sayıda sporcunun açık suda bulunduğu böylesine büyük bir organizasyonda yüzücü takibi ve acil müdahalenin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Svechnikov vakasının ardından 2026 yarışının güvenlik hazırlıkları daha yakından izleniyor. Organizasyon 26 kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşunun iş birliğiyle gerçekleştirilecek; 350 kadar gönüllü de çeşitli görevler üstlenecek. Koordinasyon çalışmalarında kara ve deniz güvenliğinden sağlık hizmetlerine, trafik düzeninden acil müdahale planlarına kadar organizasyonun bütün güvenlik zinciri ele alındı.
23 Ağustos'ta Gözler Boğaz'da
23 Ağustos sabahı Kanlıca'daki startta herkes farklı bir amaçla suya girecek. Kimi genel klasmanda saniyelerin peşinde olacak, kimi kendi yaş grubunda madalya arayacak. Çoğu içinse podyuma çıkmak gerekmeyecek; Asya'da suya girip Avrupa'da kendi gücüyle karaya çıkmak başlı başına hedef olacak.
Birkaç saat sonra son yüzücü de Kuruçeşme'de sudan çıkacak. Boğaz yeniden gemilere açılacak; tankerler, vapurlar ve yük gemileri rotalarına dönecek. Ama o sabah Boğaz'ı geçenler için şehrin iki yakası artık yalnızca karşılıklı iki kıyı olmayacak. Aralarında kaç kulaç olduğunu bilecekler.
Elif Karakaş tarafından editlenmiştir.


