Akdeniz’de Mikroplastik Krizi: Oran 66 Kat Arttı
- Yağızalp Kürşat Çalık
- 34 dakika önce
- 3 dakikada okunur

2026 yazında Fethiye’den Adana’ya kadar bütün Akdeniz kıyı şeridinde yoğun bir plastik ve mikroplastik birikimi gözlemlendi. Geçtiğimiz yıllarda genellikle Mersin ve Adana dolaylarında görülen birikmenin Fethiye’ye kadar uzanması ve plastik kirliliğinin turistik faaliyetleri de etkilemeye başlaması üzerine Mikroplastik Araştırma Grubu, Prof. Dr. Sedat Gündoğdu ile birlikte Alanya’da konuya dair bilimsel bir araştırma başlattı. Bu araştırma kapsamında Akdeniz’deki mikroplastik oranlarının 66 kata kadar arttığı sonucuna varıldı.
Mikroplastik Araştırma Grubu’nun raporuna göre araştırmalar Alanya’da batıdan doğuya doğru uzanan Konaklı, Kleopatra Plajı, Damlataş Mağarası açıkları ve Dim Çayı önü olmak üzere dört istasyonda yapıldı. Bu istasyonlarda gerçekleştirilen çalışmalar doğrultusunda en çok şikayet edilen konum olan Dim Çayı en düşük mikroplastik yoğunluğuna sahipken doğal birikim noktalarından dolayı en yüksek kirlilik Damlataş Mağarası’nda tespit edilmiştir.
İncelemeler sonucunda mikroplastik parçacıklarının yüzde 59 ila 93’ünün geri dönüşüm tesislerine özgü bulgular taşıdığı saptandı. Kirliliğin kaynağını belirlemek üzere yapılan araştırmalarda ise her ne kadar atıksu arıtma tesisleri arkaplan mikroplastik kirliliğinin en büyük sebeplerinden olsa da Konaklı ve Alanya atıksu arıtma tesislerinin çıkış sularında standarttan yüksek bir mikroplastik oranına rastlanmadı. Mikroplastik Araştırma Grubu, bu seneki yoğun su kirliliğini atıksu arıtma tesisleri haricinde üç sebebe bağlıyor.
Bunlardan birincisi Türkiye’nin atık plastik ithalatının rekor seviyelere ulaşmış olması. Çin’in 2017 yılında atık plastik ithalatını yasaklamasından sonra Türkiye dünyanın en büyük plastik ithalatçısı konumuna yükselmişti. 2025 yılında toplam yaklaşık 700 bin ton plastik atık ithal ederek rekor kıran Türkiye, en son Nisan 2026’da yaklaşık 80 bin ton plastik atık ithalatıyla bir başka rekora daha imza atmıştı. 2025 yılında ülkeye giren 700 bin ton atık plastiğin 500 bin tonu Avrupa Birliği üyelerinden gelirken 125 bin tonu ise Birleşik Krallık’tan ithal ediliyor. Türk vatandaşlarının yıllık 3,3 milyon ton plastik atık ürettiği göz önünde bulundurulunca Türkiye’nin geri dönüştürmesi gereken plastik atık miktarı 4,5 milyon tonu aşıyor. Mikroplastik Araştırma Grubu Türkiye’nin geri dönüşüm kapasitesinin bu yükü karşılamasının imkansız olduğu yönünde uyarılarda bulunuyor. Lakin, Avrupa Birliği’nin Kasım 2026’da yürürlüğe koyacağı yasa uyarınca Avrupa Birliği OECD dışındaki ülkelere plastik atık ihracatında bulunamayacak. Türkiye ise bir OECD üyesi olduğu için Malezya ve Tayland gibi plastik atık ithalatı yapan başka ülkelerin de yükünü taşımak zorunda kalacak. Böylece Türkiye’nin plastik atık ithalatının ve dolayısıyla su kirliliğinin 2026 sonundan itibaren büyük bir yükselişe geçeceği öngörülüyor.
Mikroplastik Araştırma Grubu’nun gösterdiği ikinci kirlilik nedeni ise bu sene Akdeniz’de görülen yoğun yağışlar. Akdeniz’in MGM kayıtlarının başlamasından beri görülen en yoğun yağışlara sahne olmasının Seyhan ve Ceyhan gibi birçok nehrin ve çayın akış hızını arttırarak karadan Akdeniz’e akan kirli suyun miktarının yükselmesine sebep olduğu öne sürülüyor.
Kirliliğin üçüncü ana sebebi ise geri dönüşüm tesislerinin kaçak deşarjları. Daha önce yapılan çalışmalarda geri dönüşüm tesislerinin kaçak deşarjlarının sulama kanallarındaki mikroplastik oranlarını 132 kata kadar arttırdığı gözlemlenmişti. Sadece üç sulama kanalından saatte yaklaşık 5,3 milyar mikroplastik parçacığın geçebildiği hesaba katıldığında kaçak deşarjların da kirliliğin son dönemde artmasında önemli bir rol oynadığı söylenebilir.
Mikroplastik Araştırma Grubu’na göre bunlar üç ana muhtemel sebep olsa da bu yoğun kirliliğin sadece üç sebebi olduğunu iddia etmek doğru değil. Rapora göre tarımsal atıklar, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerden gelen sınır ötesi atıklar, bölgedeki yoğun turizm faaliyetleri ve kentsel atık yönetimindeki yetersizlikler de bu kirliliğe yol açan önemli etkenler arasında.
Bu araştırma ve sunulan rapor kamuoyunun dikkatini çekince Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “Akdeniz’de Mikroplastikle Mücadele” kapsamında çeşitli uygulamalara başladı. Bu bağlamda Marmara’da müsilaj temizlemede kullanılan deniz süpürgeleri Akdeniz’e yollanırken atıksu arıtma ve geri dönüşüm tesislerine yönelik detaylı bir denetim sürecine başlandı. 6 ilde devam eden bu denetimler kapsamında 52 tesise toplam 118 milyon 211 bin TL idari ceza uygulanırken 19 tesisin faaliyeti tamamen durduruldu.
Mikroplastikle mücadele, bölgedeki ekosistem ve insan sağlığı için hayati önem taşırken aynı zamanda bölgedeki turistik faaliyeti de ciddi ölçüde etkilemekte. Mikroplastiklerin Akdeniz’de görüldüğü gibi doğal ekosistemlere ve dolayısıyla besin zincirine karışması sonucunda plastik atıklar insan vücuduna da karışmış durumda. Yapılan araştırmalara göre ortalama bir insan her hafta yaklaşık beş gram plastik tüketiyor. Bu miktar bir kredi kartının ağırlığına eşit. Vücuttaki plastiğin temizlenemediği de göz önünde bulundurulduğunda Mikroplastik Araştırma Grubu’na göre bu konuda hem bireysel hem de toplumsal önlemlerin alınması şart. Raporun sonunda sunulan öneriler arasında geri dönüşüm tesislerinin gerçek zamanlı olarak denetlenmesi, mikroplastik sızıntılarının engellenmesi, plastik atık ithalatının acilen durdurulması, sulama kanallarının sıkıca denetlenmesi, turizm sektöründe tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımına son verilmesi ve tarımda sera kullanımının azaltılması yer almakta.
Begüm Güvenç tarafından editlendi.


