top of page

AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki Tarihi Zaferi: Eyaleti Neler Bekliyor?

6 saat önce
3 dakikada okunur

Almanya’nın göçmen karşıtlığıyla bilinen yükselişteki partisi AfD (Almanya için Alternatif), 6 Eylül tarihli Saksonya-Anhalt eyaleti milletvekili seçimlerinde oy oranını ikiye katlayarak yüzde 43,8’e ulaştı ve tarihi bir zafer elde etti. Parti, eyalet meclisinde mutlak çoğunluğu sadece üç koltukluk bir farkla kaçırırken eyaletteki eski en büyük parti olan CDU, %20’lik bir gerileme ile yüzde 37’den yüzde 17’ye geriledi. AfD’nin bu başarısı Almanya’da 2029’da yapılacak seçimlerle birlikte olası bir iktidar değişimine işaret ederken partinin aşırı sağcı göçmen karşıtı politikası özellikle ülkedeki yabancı kökenli vatandaşları endişelendirmekte.


%77,8’lik gibi rekor kıran bir katılım oranına ulaşan Saksonya-Anhalt eyaletinde AfD oyları genellikle kırsal yerleşimlerden gelirken Magdeburg ve Halle gibi büyük şehirlerde AfD yerine CDU veya Sol Parti gibi alternatiflerin tercih edildiği görülüyor. Yavaş yavaş ana muhalefet partisi yerini almaya başlayan AfD’nin özellikle eski Doğu Almanya topraklarında oy aldığı göz önünde bulundurulduğunda sandıktaki tablo çok şaşırtıcı bulunmuyor. AfD, her ne kadar aşırı sağcı tutumu ve göçmen karşıtı politikasıyla ön plana çıkmış olsa da AfD seçmenlerinin tamamı bu ideolojileri doğrulayan veya aktif olarak destekleyen bir konumda değil. Forschungsgruppe Wahlen anketlerine göre seçmenlerin %88’i, federal hükümetin performansının daha iyi olmasının AfD’yi zayıflatabileceği görüşündeydi. Bunun yanı sıra eski CDU seçmenlerinin %59’u federal hükümete tepki göstermek için AfD’yi tercih ettiklerini ifade etti. Dolayısıyla AfD’nin oy oranının artmasında rol oynayan tek faktör Almanya’da aşırı sağcılığın ve göçmen karşıtlığının artması değil. Bu zafere zemin hazırlayan asıl etken, iktidar partisi olan CDU’ya karşı oluşan tepki ve hükümetin halkın gözündeki başarısızlığı. Hükümete tepki oyu kullanmak isteyen ve böylece yükselişteki yeni muhalefet partisini cazip bulan kesimin büyüklüğü de düşünüldüğünde AfD ideolojisinin Saksonya-Anhalt’ta görüldüğü kadar yaygın olduğu söylenemez.


Saksonya-Anhalt’ı önümüzdeki günlerde bekleyen en büyük olay ise milletvekillerinin katılacağı hükümet seçimi. Hükümetin oluşabilmesi için 83 koltuğun olduğu eyalet meclisinde 42 onay oyu alınması gerekiyor. AfD’nin tek başına ulaşamadığı bu eşiğe ulaşabilmek için 3 koltuğa daha ihtiyacı var, eyaletteki eski CDU, SPD ve FDP koalisyonu da aynı şekilde artık bu eşiğe oldukça uzak. Bir hükümetin oluşması, neredeyse tamamen yeni kurulan ve eyalet meclisinde beş koltuğu olan BSW partisine bağlı. BSW, ideolojik olarak AfD’yle oldukça yakın olsa da AfD’nin Saksonya-Anhalt için başkan adayı olan Ulrich Siegmund’u desteklemeyip onun yerine bağımsız bir başkanın seçilmesi taraftarıydı. AfD’yle hiçbir koşul altında koalisyon kurmayacaklarını ve işbirliğini yapmayacaklarını kesinleştirmiş olan CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti hep birlikte bir koalisyon oluşturmayı deneseler bile yine de toplam 39 koltuğa sahip olacakları için BSW’nin desteği olmadan bir hükümet kurabilmeleri mümkün değil. Bu, BSW’nin stratejik önemini oldukça artırsa da AfD’nin seçmenler arasında popüler başkan adayından vazgeçmesi olası görülmüyor. Beş partinin yer aldığı bir koalisyon hükümetinin ise politik açıdan oldukça karmaşık ve dengesiz olacağı düşünüldüğü için o seçenek de muhtemel görülmüyor.


Böylece CDU’nun önündeki tek seçenek, AfD’nin hükümeti ele geçirerek bir ilke imza atmasını engellemek adına azınlık hükümeti kurmayı denemek. Azınlık hükümeti partiler arası bir koalisyona gerek duymadığı için her ne kadar politik olarak daha stabil bir alternatif olsa da bu, AfD’nin eline oldukça büyük bir siyasi güç verilmesi anlamına geliyor. Eğer Saksonya-Anhalt’ta bir azınlık hükümeti yönetime gelirse bu alınması gereken her kararın oylamaya açılması anlamına geleceğinden AfD, 39 koltuğuyla yönetim üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip olabilecek bir konuma gelmiş oluyor. Meclisteki en büyük parti olarak AfD, hükümeti kuramazsa iktidara gelme hakkının demokratik olmayan bir şekilde ellerinden alındığını savunma ve böylece oy oranını daha da arttırma şansına sahip. Dolayısıyla AfD eğer bu seçimle iktidar olamazsa bile elde ettikleri başarının partiye büyük katkısının olacağı yadsınamaz bir gerçek.


Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin’de kısa bir süre içerisinde gerçekleşen seçimler CDU’nun ve federal hükümetin lideri Şansölye Friedrich Merz üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. AfD’yi engellemek için gerçekleştirilebilecek sağa doğru bir kayış, partiyi mevcut koalisyon partneri olan SPD’den uzaklaştıracağı için riskli bir hamle olarak görülürken Merz hükümetinin Almanya tarihindeki en çok eleştirilen hükümet olması CDU’yu düşüren ve AfD’yi yükselten en büyük etkenlerden biri. AfD’nin seçmen oranı düşük eğitim seviyeli ve düşük gelirli kesimde özellikle yüksekken Berlin’de Saksonya-Anhalt’taki kadar büyük bir başarı beklenmese de yakın zamandaki iki seçimde de AfD’nin kayda değer başarılar yakalaması bekleniyor.


Beyza Şekerci ve Begüm Güvenç tarafından editlenmiştir.

bottom of page