Berlin’de Solcu Parti’nin Zaferi ve Türk Başkan Adayı

20 Eylül’de düzenlenen Berlin seçimlerinde Solcu Parti, 2023 seçimlerine göre %13,5’lik bir artış göstererek oyların yüzde 25,7’sini topladı. Türk kökenli Elif Eralp’i başkan adayı gösteren Solcu Parti, seçim sonuçlarına göre birinci sırada olsa da mutlak çoğunluğu elde edemedi. Olası bir koalisyon hükümeti kurulması durumunda Elif Eralp’in Berlin’in ilk Türk asıllı başkanı olması mümkün.
Elif Eralp’in seçim kampanyasının merkezinde konut fiyatları ve yüksek kiralar vardı. Büyük şirketlerin konut satın alıp kiraya vermeleri sonucunda kira fiyatlarının yükselmesini eleştiren Eralp’in vaatleri arasında Berlin’deki yaklaşık 230 bin şirket konutunun kamulaştırılması yer aldı. Bu genel kamulaştırma planı kapsamında gayrimenkul şirketlerine kamulaştırılan mülklerin market fiyatının yalnızca %60’ı ödenecek, yaklaşık 20 milyar avroya tekabül eden bu meblağ ise kamulaştırılmış konutların kiralarıyla birkaç yıl içerisinde karşılanmış olacak. Eralp, hükümete gelir gelmez bu planı uygulayacağına söz vererek 2021 Berlin referandumunun altını çizdi. Bu referandum kapsamında Berlin sakinlerinin yüzde 57,6’sı kamulaştırma planını desteklemiş ancak dönemin merkez sağcı CDU liderliğindeki koalisyon hükümeti projeyi rafa kaldırmıştı. Kamulaştırmaya ek olarak Elif Eralp ve Solcu Parti, Berlin’e kira sınırı uygulamasını yeniden getirmeyi amaçlıyor. Hükümetin kurulmasından itibaren başlaması planlanan bir yıllık kira fiyatlarının dondurulmasının ardından metrekare başında maksimum kira fiyatı belirlenecek ve bu meblağın aşılmasına izin verilmeyecek. 4 milyon avrodan daha pahalı dairelere özel lüks daire vergisi getirilerek ekonomik sosyal konutların finansmanının kolaylaştırılması hedefleniyor. Buna ek olarak kira artışlarının denetlenmesini sağlayan mekanizmalar güçlendirilecek ve yeni regülasyonların ihlali durumunda uygulanacak cezalar artırılacak.
Diğer doğu eyaletlerinde gözlenen AfD yükselişinin yanı sıra Solcu Parti’nin zaferinin arkasındaki diğer bir ana etken olan bu kamulaştırma planı, partinin oylarını ikiye katlayarak seçimden birinci parti olarak çıkmasını sağlasa da gayrimenkul şirketleri ve diğer siyasi partiler tarafından sert biçimde eleştirildi. Almanya Şansölyesi ve CDU Başkanı Friedrich Merz, planı “sosyalist bir intihar görevi” olarak nitelendirirken yapılan diğer açıklamalarda planın Berlin’in asıl sorunu olan konut yetersizliğine çözüm getirmediği belirtilerek gayrimenkullerin kamulaştırılmasının yatırımcıları vazgeçirerek yeni konutların inşasını engelleyeceğine dikkat çekildi.
Solcu Parti seçimlerden birinci çıkmış olsa da tek başına hükümet kurabilecek bir pozisyonda bulunmuyor. Berlin parlamentosunda tam 158 koltuk bulunuyor. Dolayısıyla bir partinin mutlak çoğunluğu sağlayıp tek başına hükümet kurabilmesi için en az 80 oya ihtiyacı var. Seçimlerden sonra Solcu Parti’nin parlamentoda 47 koltuğu oldu. 80 oy barajını geçip hükümet kurabilmesi için dolayısıyla bir koalisyonun kurulması gerekiyor. Yüzde 16,3’lük bir oyla 29 koltuğa ulaşan aşırı sağcı AfD ile herhangi bir koalisyonun kurulması ihtimal dahilinde bile olmadığından ve eski koalisyon lideri olan CDU’nun halkın gözünden düşmesi ve solcu politikalarına şiddetle karşı çıkmasıyla potansiyel partner olarak geriye sadece 26 koltuğu olan Yeşiller ve 22 koltuğu olan SPD kalıyor. İki parti de bir koalisyon kurulması için koalisyon görüşmelerine açık olduğunu belirtti. Solcu Parti liderliğinde bir üçlü koalisyon en muhtemel seçenek gözükse de üzerinde anlaşılması gereken önemli konular var. Bunların başında Berlin’de antisemitizmin engellenmesi geliyor. Solcu Parti ve özellikle Elif Eralp, Almanya’nın İsrail politikasına ters düşecek bir şekilde açıkça Filistinlilere destek gösterdiler. Seçim kampanyası kapsamında düzenlenen bir etkinlikte bir rap sanatçısının İsrail karşıtı ifadeler kullanması ve Solcu Parti üyelerinden birkaçının İsrail karşıtı örgüt üyeleriyle yakın ilişkilerinin ortaya çıkması üzerine SPD ve Yeşiller, koalisyon kurmak için Solcu Parti’nin antisemitizmle mücadele etmesini şart koştu. Kesin bir koşul olmasa da önemli olan bir diğer konu Solcu Parti’nin kamulaştırma projesi. 2021 referandumunda halk bu projeyi açıkça desteklediğini duyurmuş olsa da zamanın CDU ve SPD koalisyonu projeyi iptal etmişti. SPD’nin bu konuda ikna edilmesi için kamulaştırma projesinin revize edilmesi söz konusu. Ancak Solcu Parti seçmenlerinin çoğunun bu projeyi destekledikleri Solcu Parti’yi seçtikleri de göz önünde bulundurulduğunda bu projeden ödün vermenin partiye zarar verebileceği de açık.
Elif Eralp’in Berlin’in başına geçme ihtimali ve seçimlerde partisinin elde ettiği başarı Türkiye’de de gündem oldu. 1980 darbesinden sonra sosyalist görüşleri nedeniyle ailesi Almanya’ya sürülen Elif Eralp’in başarısı Almanya’daki Türk azınlık için de tarihi bir başarı olarak gösteriliyor. Ancak Türk vatandaşı olmasına rağmen Münih’te doğup Türkiye’de ailesinin sürgün edilmesinden dolayı hiç yaşamamış olan Eralp’in başarısının Türkiye açısından yararlı olup olmadığı tartışma konusu. Bunun sebebi de Elif Eralp’in partisinin PKK’ya yakın bir tutum izlediği yönündeki eleştirilerdir. Hem Alman Parlamentosunda hem de Avrupa Parlamentosunda birçok kez PKK’nın terör örgütü olarak sınıflandırılmamasını ve PKK yasaklarının kaldırılmasını talep eden Solcu Parti, aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması yönünde çağrılar yaparken parlamentoda ve protestolarda örgüt sembolleri ve bayraklarıyla dikkat çekmişti. Solcu Parti, aynı zamanda Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki sınır ötesi operasyonlarını şiddetle eleştirerek Türkiye’ye silah satışlarının durdurulmasını savunmaktadır. Elif Eralp’in kendisi seçim kampanyası boyunca İsrail-Filistin ve Türkiye-PKK gibi siyasi tartışmalardan uzak durup eşitliği savunan bir tutum sergilemiş olsa da partisinin genel ajandasının Ankara’da hoşnutsuzluğa sebebiyet verdiği şüphesiz. Eralp’in kendisi konuya dair hiçbir açıklamada bulunmamış olsa da sosyal medyada Eralp’in merkezde olduğu seçim kutlamalarında “Jin, jiyan, azadi” sloganı atıldı. Slogan, “Kadın, yaşam, özgürlük” anlamına gelse de Türkiye’deki bazı çevreler tarafından PKK sempatizanlığı olarak yorumlandı.
Beyza Şekerci ve Begüm Güvenç tarafından editlenmiştir.


