top of page

Tartışmalı Bir Alternatif: Yapay Et İnsanlığın Geleceğini Nasıl Etkileyebilir?

İklim krizinin gittikçe şiddetlendiği dünyamızda emisyonları en düşük seviyelere çekebilmek için birçok farklı alanda araştırma ve inovasyon yapılıyor. Son yıllarda AR-GE çalışmaları için milyarlarca dolar yatırım yapılan diğer bir çalışma ise yapay et üretimi. Bu gelişme sayesinde gıda sektöründe büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yüzünden salınan metan gazı miktarının azaltılabileceği düşünülüyor. Yapay et üretiminin yaygınlaştırılması hakkında farklı bakış açıları mevcutken mevcutken bu yeniliğin gelecekte sorunlarımıza nasıl çözümler getireceğine ve nasıl yan etkilere yol açabileceğine dair bir fikir edinmekte fayda var.


Yapay et üretimi, biyoreaktörlerde gerçekleşen bir dizi biyokimyasal süreç ile gerçekleşiyor. Kültürlenmiş ve yetiştirilmiş et, uygun koşulların ve enzimatik faaliyetlerin sağlandığı biyoreaktörlerde bekletiliyor ve yenebilir ürünler ortaya çıkıyor. Peki bu üretimin arttırılmasının faydaları ve zararları neler olabilir?


Biyoreaktörlerin düzgün çalışması için çok yüksek seviyede elektrik gerektiğinden dolayı yapay et üretimi, hem maliyet hem de kullanılan enerji bakımından günümüz teknolojisiyle fazla emisyona yol açacak gibi görünüyor. Biyoreaktörlerde üretimi saatler süren yapay etin yakın gelecekte dünyanın ihtiyacını karşılayacağını düşünmek zor. Kısacası sadece günümüz ele alındığında yapay et bazı mekanlar dışında laboratuvarlarda kalmaya devam edecek gibi gözüküyor.


Tabii burada akıllara gelen soru şu: “O zaman milyarlarca yatırım boşa mı gidiyor?” Yapay etin önümüze gelmesi gıda sektörünün sürdürülebilir bir parçası olması için gitmesi gereken çok daha yol var. Böylesine büyük bir teknoloji söz konusuyken kısa vadeden ziyade uzun vadedeki getirilerine odaklanmak daha pragmatik olacaktır. Bu yüzden yapay et üretiminin çalışmalarla mükemmelleştirildiği ve gerçek et kadar yaygınlaştırılmasının sağlandığı bir senaryoda bugünkü et üretim alışkanlıklarının yol açtığı ciddi sorunların nasıl çözülebileceğine bakmak gerekir.


Günümüzde et endüstrisindeki büyükbaş hayvanların salınan metan gazının toplam metan gazı salınımında %40 oranında bir paya sahip olduğu göz önünde bulundurulduğunda yapay ete geçiş sayesinde metan gazı salınımında önemli bir azalma görüleceği kesin. Yine de yapay et üretiminde kullanılan biyoreaktörlerin bol elektrik kullandığını düşünürsek burada belirleyici bir faktör yine gelecekte yenilenebilir enerji sektöründe ilerlemelerle elektrik enerjisinin ne kadar müsait ve temiz olacağıdır. Bol miktarda ve temiz elektrik enerjisi üretimi biyoreaktörlerin çalışmasında kullanılan elektriğin verdiği zararı da azaltacaktır.


Yapay et üretiminin bir diğer avantajı da ormansızlaşmanın öne geçmek olabilir. Büyükbaş hayvanların beslenmesi için büyük alanlar kullanılıyorken büyük hektarlarda ormanlar da kesiliyor, ortaya çıkan alan değişimi birçok ekosisteme ev sahipliği yapan ormanların sonunu getirebiliyor. Mesela Amazon ormanlarındaki ormansızlaşma sorununda da alan değişiminde büyükbaş hayvan çiftlikleri büyük orana sahip. Yapay et üretimi sayesinde doğanın et endüstrisi için tahrip edilmesinin önüne geçilebilir.


Genel çerçevede düşünüldüğünde yapay et üretimi sürdürülebilirlik yatırımları arasında yer alacak önemli bir inovasyon olacaktır. Bu yenilik, sağlam bir şekilde gıda endüstrisine entegre edilirse hem iklim değişikliği hem de gıda krizi gibi dünyanın geleceği için büyük sorun teşkil eden iki hususun çözülmesinde önemli bir rol oynayacaktır.

8 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Komentarze


bottom of page