top of page

Soruşturma Açılan Boeing 737-9 Max Tipi Uçaklardaki Asıl Sorun Ne?

Havacılık ve uzay sektöründe dünyanın en büyük üreticilerinden biri konumunda olan Boeing’in en çok satılan uçak tipi olan Boeing 737 MAX 9 uçağına dair son zamanlarda uçağın ve şirketin geleceğini olumsuz yönde etkileyebilecek gelişmeler yaşandı. Farklı güvenlik sorunları ve ölümcül kazalara karışan Boeing 737’lerin öncelikle yaşadığı sorunlara ve tüm bu sorunların Boeing şirketinin 1997’deki dönüm noktası sayılabilecek bir olayı ile bağlantısını inceleyeceğiz.


2016’da ilk uçuşunu gerçekleştiren, 2017’de tanıtımı yapılan ve 2018’de ticari uçuşlarda geniş yer bulmaya başlayan Boeing 737 MAX 9 tipi uçaklar daha çiçeği burnunda olduğu ilk yıllar olan 2018 ve 2019’da iki ölümcül kazaya karıştı. 29 Ekim 2018’de Lion Air Hava Yollarının Endonezya iç hatlarında 610 numaralı uçuşunu gerçekleştiren Boeing 737 tipi uçak, kalkıştan 13 dakika sonra stabilitesini kaybederek Java Denizi’ne düştü. 181 yolcu ve 8 mürettebattan oluşan 189 kişilik uçakta kimse bu kazadan sağ çıkamadı. Soruşturmalar sonucunda uçaktaki MCAS sisteminin gerekmeyen bir durumda devreye girmesi sonucunda uçağın burnunun gittikçe alçaldığı ve bu şekilde hızlıca irtifa kaybettiği belirlendi.


Boeing 737 tipi uçaklarda bulunan bu MCAS(Manevra Karakteristikleri Takviye Sistemi) sistemi, Boeing’in uçak kontrol karakteristiklerini geliştirmek ve uçağın yüksek hücum açılarında yukarı yunuslama eğilimini azaltmak için geliştirdiği elektronik bir sistem. Uçağın burnunun normalden yüksek bir açıya ulaşması, uçağın manuel olarak yukarı doğru uçması ve uçak flaplerinin kapalı olması gibi durumlarda devreye girerek uçağın stall durumuna girmesini engelleyen ve güvenli bir açıda kalmasını sağlayan bu sistem; bu kazada beklenildiğinden farklı, sensörlerin yanlış çalışmasından kaynaklanan anormal bir davranış biçimi ile yukarı hücum açısını azaltma işinde ileri giderek burnun aşağı yönde bir açı kazandığı, pilotların çaresiz olduğu bir senaryoya zemin hazırlamıştı. Sistem üzerinde yapılan çalışmalar ise gösteriyordu ki, bu sistemin öyle bir hata payı vardı ki, ortaya çıkan olasılık hesaplamasına göre her senede bir benzer bir arızadan dolayı bir Boeing 737 MAX 9’un kaza yapması oldukça muhtemeldi.


Bu kazanın üstünden daha bir yıl geçmeden, 10 Mart 2019’da Etiyopya Hava Yollarının Etiyopya’dan Kenya’ya olan uluslararası 302 numaralı uçuşunu gerçekleştiren Boeing 737 MAX 9 tipi bir uçak, yine MCAS sistemindeki bir arızadan dolayı 149 yolcu ve 8 mürettebattan oluşan 157 yolcunun ölümüne yol açması, Boeing 737 MAX 9 tipi uçaklar üzerindeki zaten var olan baskıyı arttırdı ve uçak bir süreliğine hava yolları tarafından kullanılmadı. Sonrasında güvenlik açısından tekrar onay verilen uçak kullanılmaya başlanırken, 21 Mart 2022’de Çin Doğu Hava Yollarının yürüttüğü ve Boeing 737 MAX tipi bir uçak tarafından gerçekleştirilen 5735 numaralı uçuşta, uçak yine önceki kazalardaki gibi ortada herhangi bir arıza gözükmezken stabilitesini kaybetti ve gittikçe irtifa kaybederek pilotların tüm çabalarına rağmen bir araziye çarparak 123’ü yolcu, 9’u mürettebattan oluşan 132 kişinin ölümüne yol açtı. Her ne kadar bu kazaya dair soruşturulmaya devam edilse de kazanın sebebi olarak MCAS sisteminin arızası en büyük olasılık olarak gözükmekte.


Son olarak 5 Ocak Cuma gününde Alaska Hava Yolları’nın Boeing 737 MAX 9 tipi uçak aracılığıyla yürüttüğü uçuşun başlangıcından 35 dakika sonra uçağın havada acil çıkış kapısı koptu ve uçak acil iniş yapma durumunda kaldı. Kimsenin ciddi zarar görmediği bu olay sonrasında çok sayıda Boeing 737 MAX tipi uçak bulunduran United Hava Yolları ve Alaska Hava Yolları birçok uçaklarında gevşek parça tespit ettiklerini ve bu gevşeklik sorunları çözülene kadar Boeing 737 MAX tipi uçakları kullanmayacaklarını duyurdu. Türk Hava Yolları da bir süreliğine bu uçakları uçuşlarında kullanmayacaklarını duyururken Federal Havacılık Dairesi de Boeing 737 MAX tipi uçaklara olan soruşturmalarını yoğunlaştırdı.


Boeing’in böyle bir duruma düşmesinde 1997 yılı oldukça kritik bir öneme sahip. 1997 yılında Boeing, o dönem Amerika’da uzay ve havacılık sektöründe üretim yapan McDonnell Douglas şirketi ile birleştiklerini duyurdu. 1997 öncesi ve sonrası iki döneme şahitlik etmiş olan şirket çalışanlarının gazetecilere verdiği demeçler(bu röportajlar Netflix’te “Watch Downfall: The Case Against Boeing” belgeselinde geniş yer buluyor) önceden güvenliğe ve denetime oldukça önem veren bu şirketin birleşme sonrasında daha kar amaçlı bir politika izlediğini ve bunun da güvenlik açıklarına uçaklarda hiç beklenmedik ufak ama büyük kazalara yol açabilecek eksikliklere yol açtığını söylüyor.


Henüz bu soruşturmalar nereye gider belli değil. Fakat artık görülmekte ki, sırf bütçesindeki giderlerden kısmak kısa zamanda daha çok üretim yapmak için politika değişikliğine gitmiş olan Boeing şirketi, o dönemki geçiş döneminin zararları yeni nesil uçaklarında yaşanan skandalların sonucu olarak yüzleşebilir. Beklenen o ki, bu kadar önemli ve köklü bir şirketin böyle zorlu bir dönemde izleyeceği politika, kesenin ağzını açmak ve denetimlerini, üretim süreçlerindeki kontrol basamaklarını daha yoğun hale getirmek ve havacılık sektöründe eski güvenilir Boeing’e dönüş yapmak olacaktır.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kommentare


bottom of page