İran’da Son Durum: Protestolar
- Ela Özün Baltacı
- 5 gün önce
- 3 dakikada okunur
İran’da yaklaşık 2 haftadır süren Tahran merkezli protestolar 14. gününe girerken aynı şiddetle devam ediyor. Halkın büyük bir bölümünün ve özellikle gençlerin katıldığı gösteriler, ekonomik sebeplerle başlamış olsa da temelde İran’da Ayetullah Ali Hamaney’in rejimine karşı oluşan bir tepkiye dayanıyor. Amerika Birleşik Devletleri de içlerinde olmak üzere birçok ülke Tahran’da yaşanmakta olan protestoların son zamanların en kuvvetli gösterilerinden biri olduğunu belirtiyor.

“Şimdiye kadar gördüğüm en büyük protestolar…”-Trump
Kamuoyunda da benzer bir görüş hakim olup protestoları uzaktan takip eden birçok insan, görüntülerin Berlin Duvarı’nın yıkılışını andırdığını söylüyor.
28 Aralık 2025’te dövizde İran para birimi olan, İran riyalinin çok değer kaybetmesiyle ekonomik sorunlar yaşandı. Bunun üzerine başta Tahran Büyük Çarşısı olmak üzere protestolar birçok şehirde etkisini göstermeye başladı. Protestoların başlamasında aynı zamanda 1979’da ilan edilen, devrimden önce ülkede bulunan Rıza Pehlevi ve bazı gurupların teşvikinin de etkili olduğu söyleniyor. 2025’ten beri protestolar ve olayla ilgili ise medyada çok daha fazla görüntü bulunabiliyor ve ölü veya yaralı sayılarına ulaşılabiliyor. Ancak ülke yönetiminden dolayı bu verilerin doğruluğu hala tartışılan konulardan biri. Aktif yerel gazeteler ve merkezi ABD’de olan “İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı” sayesinde hala sınırlı da olsa güncel bilgilere ulaşmak daha muhtemel. Bu medya kaynakları sayesinde, İran yönetiminin ülke içinde sürdürdüğü her türlü ekonomik, sosyal, psikolojik ve dini baskı çok daha görünür hale geliyor. Geçmişte yaşanan bu kaynak eksikliği İran’daki uzun süreli yayın organı sansürlerini ve haberlerin günümüzde en hızlı yayıldığı sosyal medya platformlarının yasağını ortaya koyuyor. Aynı zamanda ülkemizde ve daha birçok ülkede konuyla ilgili oldukça az bilgi bulunması ve haber yapılması da Batı medyasının ve dolayısıyla Türkiye medyasının bu konuya ne kadar az değer yüklediğini gözler önüne seriyor. Son değerlere göreyse protestolarda yaklaşık 50 sivil hayatını kaybetti, 2 bin 200 gösterici gözaltına alındı. Bu kayıplardan belki de en çok ses getiren daha 23 yaşında olan Robina Aminiyan’ın ölümü oldu. Tahran Şeriati Teknik Üniversitesi’nde tasarım okuyan aslen Nodşeli genç, güvenlik güçlerinin protestolar sırasında ateş açmasıyla hayatını kaybetti. 7 Ocak’ta açıklanan verilere göre ise 568 polis ve güvenlik olarak harekette yer almış Besic gönüllülerinden 66 kişi yaralandı.
Olaylar sırasında itfaiye, otobüs gibi birçok araca, metro istasyonlarına ve bankalara zarar verildiği de duyuruldu. Bu olanların sorumlusu ise hala bilinmiyor.
Yaşanan kayıplardan bir diğeri ise İran’ın kuzeydoğusunda yer alan İsferayen’de meydana geldi. Kuzey Horasan Savcılığının açıklamasına göre Kuzey Horasan’da yaşanan gösteride Savcı Ali Ekber Hüzeyinzade emniyet güçlerinin bulunduğu konteynır ateşe verildi. Basında oldukça ses getiren bu olayla ilgili İran hükümeti şu sözleri kullandı: "Güvenlik güçleri ve yargı erki, sabotajcılara hiçbir şekilde müsamaha göstermeyecek."
Protesto günlerinde aynı zamanda büyük çaplı bir yayın yasağı ve platform kısıtlaması da getirildi. Tüm ülkeye yayılmış internet kesintilerinin protestolarla ilgili olduğu kesin olarak açıklanmış olmasa da halkı susturmaya yönelik olduğu düşünülüyor.
“Çok kötü durumdalar. Onlara şunu da ilettim: Eğer insanları öldürmeye başlarlarsa ki ayaklanmaları sırasında bunu yapma eğilimleri var, sık sık ayaklanma çıkarıyorlar. Eğer bunu yaparlarsa, onları çok sert şekilde vuracağız. “-Trump
Peki bundan sonra ne olması bekleniyor? Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın açıklaması İran’daki protestocuların öldürülmesi durumunda ABD’nin harekete geçeceği ve müdahale edeceği yönündeydi. Buna bağlı olarak Hamaney’in iddialarına göre protestocular yürüyüşlerini ve tepkilerini kuvvetlendiriyor, Trump’ın söylemlerinden güç alıyor. Aslında ortaya çıkan bu durumun ve Amerika’nın İran hükümetini bu konuda uyarıyor olmasının, insan haklarının korunması veya bireylerin güvenliğinin sağlanması ile ilgisi olduğunun söylenmesi kimi çevrelere göre de tartışmalı bir konu. Trump’ın bu ikazının doğrudan halkın direnişi sayesinde hükümetin gücünü hafifletilmeyi hedeflediği söylenebilir. Uzun yıllardır süren politik ve askeri ambargoya kökleri dolayısıyla direnmiş, İran Devleti’nin bu durumdan nasıl çıkacağı yakın gelecekte görülecek.
Elis Zayim ve Şahika Derin Türüt tarafından editlendi.


