top of page

İran-ABD Görüşmeleri: Son Durum

Son aylarda İran’da yaşanan eylemler karşısında Amerika Birleşik Devletleri’nin protestocuların “korunmasına” yönelik yaptığı uyarılar, iki devlet arasında hem diplomatik hem de askeri gerginlik yarattı. Ancak yaşanan gerginliğin ardındaki tek neden bu değildi. Gerginliği artıran unsurlardan biri de İran’ın kendisine uygulanan yaptırımları göze alarak yaklaşık 10 yıl önce imzaladığı anlaşmada belirlenen zenginleştirilmiş uranyum stoğu sınırını aşmasıydı. İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek isteyen ABD, anlaşmanın beklendiği gibi gitmemesi üzerine yaptırımlarını artırdı. Son aylarda bu konunun iki ülke arasında alevlenmesiyle 17 Şubat’ta ikinci tur görüşmeler başladı.


ABD ve İran 17-18 Şubat 2026 tarihlerinde Cenevre’de ikinci tur görüşmelerini gerçekleştirdiler. Doğrudan değil, dolaylı olarak sürdürülen müzakerelerde Umman aracılığıyla mesajlar ve teklifler iki taraf arasında iletildi. Mekik diplomasisi ile yürütülen bu nükleer müzakerelerde somut bir gelişme olmasa da hem Amerika Birleşik Devletleri’nin hem de İran’ın, karşı tarafın tutum ve isteklerini daha iyi anlamasını sağladı. Taraflar nükleer zenginleştirme programı ve sınırlandırılması için prensipler üzerinde anlaştıklarını, buna karşın ortada daha yazılı bir anlaşma olmadığını ve maddelerin belirlenmediğini belirttiler. Özellikle İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi görüşmelerde iyi bir ilerleme kaydedildiğini ve geçen tura göre daha olumlu geçtiğini belirtti. Bakan aynı zamanda gazetecilere nükleer enerjiyle ilgili araştırma yapmanın ve onu kullanmanın her devletin sahip olması gereken bir hak olduğunu açıkladı. Hemen sonrasında ise İran’ın dini lideri Hamaney’in X uygulaması üzerinden Amerika’yı İran’ın nükleer silah bulundurma hakkını elinden almayı hedeflediğini iddia etmesiyle söylemler birbiriyle zıtlık göstermiş oldu. ABD’nin açıklamasına göre ise üzerine tartışılması gereken daha birçok detay vardı. Görüşmelerin temel konusu İran’ın nükleer programının sınırlarının belirlenmesi ve uranyum zenginleştirmesinin denetim altında tutulmasının yanı sıra aynı zamanda balistik füzeler ve bölgesel milis destekleri gibi sorunlar da ele alındı. Beyaz Saray’ın açıklamasına göre bir sonraki müzakerelerin tarihi belli olmasa bile Trump, görüşmelerin 10-15 gün içinde sonuçlanacağını belirtti. İran’dan ise bu süreçte net bir öneri gelmedi.


İlerleyen günlerde ise ABD’nin askeri anlamda hazırlığa girişmesi iki ülke arasındaki gerginliği artırdı. Amerika Birleşik Devletleri İran çevresindeki bölgelere iki uçak gemisi taarruz grubu konumlandırdı ve ek hava savunma sistemleri kurdu. Bu da ABD’nin Orta Doğu’da askeri varlığını artırdı. Trump yönetimi, diplomatik yollarla iki ülke arasındaki sorunları çözmeyi amaçladığını iddia etse de eylemleri İran’la diplomasideki ilerlemeleriyle tezatlık gösterdi. Aynı zamanda Trump, anlaşmanın sağlanamadığı takdirde askeri seçeneklere de başvuracağını belirtti. İran yönetimi ise gerektiğinde ülkelerini savunacaklarını belirtti ve bir dizi tatbikat, Hürmüz Boğazı’nda geçici kapama gerçekleştirdi. Atış talimleri gerçekleştirildi. Bir yandan askeri, bir yandan da diplomatik hamlelerin yapılıyor olması, iki seçeneğin de mümkün olduğunu ve olası bir çatışma durumunda iki ülkenin de geri adım atmayacağını vurguladı.


Bu karar alma sürecinde ekonomi de büyük ölçüde etkilendi. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik küresel enerji piyasasını derinden sarstı. Petrol, altın ve gümüş fiyatlarında çok kısa bir sürede radikal bir düşüş yaşandı.


Geçtiğimiz günlerde Washington’da gerçekleştirilen Gazze Barış Kurulu’nda açılış konuşması yapan Trump, değindiği konularda İran’a da yer verdi. İran’ın nükleer enerjiye asla ulaşmaması gerektiğini ve durumu dengesizleştirdiğini söyledi. Buna bağlı olarak halihazırda bulunan uçakların yanına başka araçların da getirilmesi ve askeri hazırlığın artırılması, hava savunmasının güçlendirilmesi öngörülüyor. Bunun yanında olası bir çatışma durumunda Amerika’nın İsrail ile ittifak kurması da bekleniyor.


Sonuç olarak, İran’ın uranyum stoğunu zenginleştirmiş olması son aylarda ABD ve İran arasındaki ilişkiyi gerginleştirdi. Bunun üzerine 17 Şubat’ta ikinci tur görüşmeler başladı. Görüşmelerin iyi geçtiğinin ve uzlaşı sağlandığının söylenmesine rağmen özellikle askeri alanda zıt eylemlere başvuruldu. İki taraf da karşı tarafın silahlanmasına karşılık olarak kendini savunmaya aldı. Ancak bu karşılıklı “güç gösterisi” diplomatik süreci ve olası çözüm önerilerini zedeleyebilir. Tarafların temsilcileri çok daha diplomatik bir tavırla görüşmeleri sürdürmeye çalışırken liderler birbirlerine net bir karşıtlık gösterdiler. Üçüncü turun ise 26 Şubat’ta gerçekleştirileceği 22 Şubat’ta açıklandı. İlerleyen günlerde savaş seçeneğinden kaçınılması ve müzakerelerin sürdürülerek uzlaşının sağlanması umut ediliyor.


Elis Zayim ve Nazile Begüm Güvenç tarafından editlendi.

bottom of page