top of page

Hollanda Hükümeti Düştü!

Son zamanlarda tüm dünyada tartışılan sorunlardan birisi mülteci krizi. Bu konuda farklı fikirlere sahip olanlar sadece vatandaşlar değil, farklı görüş ve politik durumlarıyla birbirinden ayrılan pek çok siyasi parti de bulunuyor. Hollanda’nın bir buçuk yıldır yönetimini yürüten hükümeti oluşturan dört koalisyon partisi de geçtiğimiz günlerde tam olarak bu konuda anlaşmazlıklar yaşadılar ve sonuç olarak Kral Wilhelm Alexander’a istifalarını verdiler.


Hollanda, geçtiğimiz sene yaklaşık 47 bin sığınmacı başvurusu almıştı. Bu başvuruların %52’si Suriye’den gelmişti ve ayrıca Afganistan, Türkiye, Yemen ve Eritre gibi birçok ülkeden de pek çok kişi Hollanda’ya sığınma başvurusunda bulunmuştu. Ancak Hollanda’nın kaynakları bu gitgide artan mülteci nüfusunu barındırmak için yeterli olamamıştı, ve bu yüzden geçen sene yedi yüze yakın sayıda insan sokakta uyumak, “insanlık dışı ve onursuz” diye adlandırılan koşullarda, susuz ve aç yaşamak zorunda kalmıştı. Bu sorunu çözmek için ülkeye yeni gelen mültecilere çeşitli belediyelerin konaklama hizmeti sağlaması önergesi teklif edilmişti. Bunun yanı sıra Avrupa Birliği’nin göçü yavaşlatma çabalarına da Hollanda hükümeti destek sağlamıştı.


Ancak bu sene de 70 bine yakın kişiden sığınma başvurusu beklendiği için daha şiddetli önlemler alınması pek çok parti tarafından teklif edildi. Ülkenin Başbakanı Rutte, ülkeye her ay sadece 200 savaş mültecisinin ailelerinin alımını sağlayacak bir üst sınır öne sürdü. Demokrasi İçin Halk Partisi’nin (VVD) öne sürdüğü bu plan, aynı zamanda ailelerin yeniden birleşmesi için en az 2 yıl beklemelerini zorunlu kılacaktı. Tartışılan bir başka karar da iki farklı sığınmacı statüsü oluşturarak çatışma ve savaşlardan kaçanlara geçici, zulümden kaçanlara ise kalıcı olarak barınma şansı vermekti. Geçici barınma statüsünde bulunan sığınmacılar, ülkelerindeki savaş bittiğinde geri dönmek zorunda kalacaktı.

Rutte’un başbakanlığını yaptığı koalisyon, VVD, Demokratlar 66 (D66), Hristiyan Birlik Partisi (CU), ve Hristiyan Demokrat Parti (CDA)’dan oluşuyordu. CU ve D66, Rutte’un partisinin öne sürdüğü planlara karşı çıktıklarını açıkladılar. CU, bir aile partisi olduklarını ve çocuklarının ebeveynleriyle birlikte büyümelerini engelleyen bu politikayla bağdaşmadıklarını dile getirdiler.


Rutte, günler süren görüşmelerin ardından 7 Temmuz’da yaptığı basın açıklamasında “Koalisyon ortaklarının göç politikası konusunda çok farklı görüşlere sahip olduğu bir sır değil. Ve bugün, ne yazık ki, bu farklılıkların uzlaşmaz olduğu sonucuna varmak zorundayız.” diyerek bir sonuca ulaşamadıklarını dile getirdi. “Göç, hem sosyal hem de politik olarak büyük ve önemli bir konudur. Şimdi bu konuda bir anlaşmaya varamadığımıza göre, kabinede durumu görüşmek üzere toplandık ve toplu olarak koalisyonun siyasi temelini kaybettiğine karar verdik.” diyerek koalisyonun dağılacağını basına açıkladı.


Yerel medya ve siyasi yorumculara göre, aslında koalisyon içinde çiftçilerle anlaşmazlığa düştükleri azot planı sorunu hakkında da anlaşmazlıklar bulunuyordu. Eğer bu konu üzerindeki tartışmalar sebebiyle hükümet düşseydi, bu partinin bir daha seçilme şansını azaltacaktı. Ancak göç konusu hakkındaki anlaşmazlıklar, sağ eğilimli politikaya siyasi açıdan daha kazançlıydı.


Rutte, şu ana kadar ülkenin en uzun süre iktidarda kalan başbakanıydı ve bu onun dördüncü koalisyonuydu. En son 2021’de vergi müfettişlerinin çocuk bakım ödeneği konusunda göçmen kökenlilere ayrımcılık yaptığını belirten bir rapor üzerine koalisyonu istifa etmişti, ancak Rutte bu krizin üstesinden gelmiş ve iki ay sonra yapılan seçimlerde başbakanlık görevine geri dönmüştü. Aynı zamanda 2012’de bütçe dağılımları hakkındaki tartışmalarda da istifa etmiş ve daha güçlü bir şekilde yeniden seçilmişti.


Beşinci koalisyonunu kurmak üzere erken seçime gideceği tahmin edilen Rutte, partisiyle birlikte bu yılın sonuna doğru yapılması planlanan seçimlere kadar geçici hükümet görevi üstlenecek. Ancak, bu yılın başlarında yapılan senatör seçimleri Rutte’ın partisi için şimdiye kadar olan en kötü sonuçları beraberinde getirmişti ve bu seçimlere ilk defa katılan Çiftçi Vatandaş Hareketi Partisi (BBB) senatoda lider parti çıkmıştı. BBB lideri Caroline van der Plas, erken seçim hazırlıklarına başladıklarını ve başbakanlık görevine hazır olduğunu belirtti.


Seneye gerçekleşecek olan Avrupa Birliği parlamento seçimlerinde de göç sorununun büyük önem taşıyacağı ön görülüyor. Bu kapsamda Hollanda’nın siyasi liderleri erken bir sınavla karşı karşıya kalıp, belirgin bir şekilde zıtlaşan görüşlerinden dolayı anlaşmazlıklar yaşadılar. Gelecekteki seçimlerde Rutte’un partisinin yönetime geri gelip gelemeyeceği ise medya ve siyasi yorumcular için merak konusu haline gelmiş oldu.


Ceyda Baş ve Yağmur Ece Nisanoğlu tarafından editlendi

106 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page