top of page

Fenerbahçe ve Türk Futbol Tarihinin En Anlamlı Kupalarından: Harrington Kupası

Lozan Konferansı öncesinde Fenerbahçe ve karma İngiliz futbolcularından oluşan takım arasında oynan General Harrington Kupası, Türk futbol tarihine kazınmış en eski olaylardandır.


I. Dünya Savaşı sonrası imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması maddelerine dayanarak Anadolu toprakları işgale açık hale gelmişti, stratejik olarak büyük önem arz eden başkent İstanbul, ilk işgal edilen şehirlerimizden biri olmuştu. Bu şehre gelen binlerce İngiliz askerinin arasında futbolcular da bulunmaktaydı. İngiliz askerlerin kendi aralarındaki futbolculardan oluşturdukları takımlar, o dönemde Fenerbahçe ile birçok maça çıkmıştı. Sarı lacivertliler bu maçlarda 41 galibiyet, 4 beraberlik ve 5 mağlubiyet alarak futbolun doğduğu topraklardan gelen rakiplerine karşı üstünlük sağlamışlardı. Bu dönemde İstanbullular ve özellikle Fenerbahçeliler için futbol; bir umut ışığı, o karamsar atmosferin içinde doğan bir mutluluk kaynağıydı.


Fenerbahçe sadece saha içinde umut olmakla kalmıyor, somut olarak da Anadolu’da şiddetli bir şekilde devam eden Kurtuluş Savaşı’nda Türk ordusunun ihtiyaçlarının karşılanması için elinden geleni yapıyordu. Fenerbahçe kulüp binası bir cephane ve silah deposu haline getirilmişti. Geceleri düzenli olarak kulüp binasından çıkarılan silahlar ve cephanelere kayıklarla taşınıyor ve Anadolu’ya doğru yola çıkıyordu. Bu faaliyetler gizlice yürütülmesine rağmen İngilizler bu durumun farkına varıp kulüp binasına el koymuşlardı. Fakat bu durum Fenerbahçe’nin orduya desteğine engel olamamıştı, kulüp binasını denetleneceğini öğrenen kulüp üyeleri silahları ve cephaneleri başka bir üsse taşımışlardı.


İngilizler her ne kadar yardımları kesmeye çalışmış olsa da zaman içinde Kurtuluş Savaşı Türklerin lehine bir yönde ilerleme göstermiş ve Türkler cephede savaşı kazanmıştı. Cephede verilen bu büyük mücadele öncelikle Mudanya Ateşkes Antlaşması ile resmiyet kazanırken artık düşmanın sonsuza kadar İstanbul’u ve Türk topraklarını tamamen terk etmesi için noktayı koyacak olan Lozan Antlaşması görüşmeleri de başlamıştı. İngilizler İstanbul’da sayılı günlerinin kaldığının farkına varmaya başlamışlardı. İngiliz ordusu başkumandanı bu durumdan hiç memnun değildi. Cephedeki mağlubiyetini sahada kazanacağı bir galibiyetle telafi etmek, Türkleri bozguna uğratarak onlara İngilizlerin gücünü göstermek istiyordu.


İşte bu yüzden General Harrington o sırada İstanbul’da bulunan birliklerin takımlarından Irish Guards, Grenadier Guards ve Coldstream Guards takımlarının en iyi oyuncularını toplayarak Goldstream Guards adlı bir takım oluşturdu. Ek olarak bu takıma anakaradan 4 profesyonel futbolcuyu ekleyerek mevcut koşullarda oluşturulabilecek en iyi takımlardan birini oluşturdu. Elindeki bu ideal kadro ile kendine güveni yerinde olan General, gazete aracılığıyla şu duyuruyu yayınladı: "Gardler Muhteliti Türk kulüplerine meydan okuyor. Galibine, Başkumandanın adını taşıyan büyük bir kupa verilecek bu maça Türk kulüpleri diledikleri gibi takviye de alabilirler." Birkaç gün sonra Fenerbahçe kulübü yine gazeteler aracılığıyla şu cevabı veriyordu:


"Fenerbahçe Kulübü yalnız kendi kadrosuyla bu maçı şartsız olarak kabul eder."


Günlerden 29 Haziran 1923, yer Taksim Stadı… Çok kalabalık bir seyirci kalabalığı, seyirciler artık önceki futbol maçlarına göre çok daha mutlu, çünkü bu maçtan günler sonra İngiliz askerleri bir daha gelmemek üzere İstanbul’u terk edecekler ve onlar da Anadolu’daki yurttaşları gibi kendi vatanlarında bağımsızlığın, huzurun keyfini sonunda yaşayabileceklerdi.


Maç başladığında elbette ki İngiliz takımı gücünü gösteriyordu, General’in kurduğu takım teknik kapasite ve taktik işleyişi açısından oldukça elit bir seviyedeydi, bu seviye farkı net bir şekilde belli oluyordu. Fenerbahçe savunması ilk yarıda savunmada zor zamanlar yaşıyor, İngilizler üst üste ataklarla oyuncularımızı bunaltıyordu. Geleceğini bağıran gol ise 30. dakikada Chelsea’nin tarihteki ünlü futbolcularından biri olan William Ferguson’dan geldi. Kötü bir ilk yarı geçiren kanarya ilk yarıyı 0-1 geride kapattı.


Fakat ikinci yarıda sahada olan Fenerbahçe çok daha farklı bir Fenerbahçe’ydi. İlk yarıya göre çok daha iyi bir tempo yakalamış olan Fenerbahçeliler oyun kontrolünü ele geçirmiş ve oyunu rakip sahaya yığmaya başlamıştı. Tabii bu yüksek enerjide taraftarların canlanması da etkiliydi. Bitmek bilmeyen tezahüratlarla Fenerbahçe taraftarları yenik durumdaki takımlarının itici gücü oluyorlardı. Hem takımın hem de taraftarların bu çabasını ödüllendirecek olan ise 15 dakika içinde gelecek olan iki goldü. Fenerbahçe forveti Zeki Rıza Sporel o gün de golcülüğünü konuşturacak ve önce 60. dakikada beraberliği, sonra 74. dakikada galibiyeti getiren golü atacaktı. Fenerbahçe’nin 2-1 skorluk üstünlüğü ile sona eren maçta sarı lacivertli oyuncular taraftarların kucağında stattan uğurlanmışlardı, İstanbul’a tam bir bayram havası hakim olmuştu.


Belki de manevi yönü, hitap ettiği kitle en kapsamlı spor olan futbol, işgal yıllarında da İstanbul halkının bir umudu olmuştu. Bugün takımlarımız Avrupa’da başarılar kazanıyor ve kendi topraklarımızda maçlara çıkabiliyorsa ne mutlu bize...


Kaynakça:

Atabeyoğlu, Cem; "Türk Spor Tarihi Ansiklopedisi, İstanbul (1991), s.85

38 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント


bottom of page