top of page

Cumhuriyetimizin 100. yılı şerefine bir analiz: Cumhuriyet Nasıl İlan Edildi?

“Bütün dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı, düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı. Bu noktada yeni Türkiye topluluğunda, bir bireyi bunun dışında düşünmek istemiyorum.” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyetimiz 2023 yılı itibariyle 100. yılını kutluyor! 100 yıl önce dünya için ilham kaynağı olan ulusal kurtuluş savaşımızın sonucunda ve köklü devrimlere imza atılarak kurulan Cumhuriyet’in birçok kazanımı zorluklarla elde edildi. Bu bağlamda tarihi ve siyasi durumu daha iyi kavramak için Anadolu topraklarının Cumhuriyet devrimiyle geçirdiği değişiklikleri ele alalım.


İşgalci ülkelere karşı Türk milletinin önünde iki seçenek vardı. Ya Sevr Antlaşması’nı kabul edip yok olmaya mahkum olmak ya da yeniden bir mücadele başlatmaktı. Birincisi büyük bir tehlikeydi. İkincisi ise herkesin düşünemeyeceği bir hayal gibiydi. Mustafa Kemal düşünülmesi bile hayal olan seçeneğin tek kurtuluş yolu inancı ile Samsun’a çıkmıştı.

Mustafa Kemal’in Harbiye yıllarından beri kafasında Cumhuriyet fikri olduğunu biliyoruz, misal 18 Mayıs 1919’da, henüz Samsun’a çıkmadan önce, İstanbul’da Bekir Ağa Bölüğü’ndeki tutuklu arkadaşlarını ziyaret eder ve onlara Cumhuriyet’i kurmaktan bahseder. Dolayısıyla günü geldiğinde gerekli adımları atmaktan çekinmeyecek olan Kemal Paşa’nın kongrelerde “milli irade” ve “milli hakimiyet” vurgularının esas hedefinin gelecek yıllarda kurulacak olan Cumhuriyet rejimi olduğunu söyleyebiliriz. Bu fikre taraftar olanlar olduğu gibi Mustafa Kemal’in karşısında duranlar, hatta şahsına karşıt olanlar bile vardı. Bu durum işi daha da zor kılıyordu çünkü Cumhuriyet rejimi konusunda mutabakat yoktu. TBMM’de “İkinci Grup” adıyla toplanan vekiller -Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele- Mustafa Kemal’e karşı çetin bir muhalefet yürütüyorlardı. Onlar İstiklal Savaşının kazanılması ile hedefe ulaşıldığını, ve artık “emanetin, yani devletin sahibine, padişaha teslim edilmesini” savunuyorlardı. Ancak Atatürk gibi bir devrimci için koşullara teslim olmak ve geri çekilmek söz konusu olamazdı.


2 Aralık 1922’de yaşanan bir olay Atatürk’ün ne büyük zorluklarla Cumhuriyet’i kurduğunu gösterir: Başkanlığa verilen seçim kanunu değişikliği önerisinde “milletvekili adayı, aday olduğu yerde en az 5 senedir yaşıyor ve doğum yeri Misak-ı Milli sınırları içinde olmalıdır” yazıyordu. Bu iki özellik de Mustafa Kemal’de yoktu. Oturumu yöneten Dr. Adnan Adıvar öneriyi hemen komisyona göndermeye çalışırken Mustafa Kemal kürsüye çıktı ve çok sert bir konuşma yaptı. Kendi kurduğu Meclis’in içinden bir gün birilerinin çıkıp kendi vatandaşlık haklarını elinden almaya çalışacağını beklemediğini söyledikten sonra şöyle devam etti:

“Doğrudur, ne yazık ki doğum yerim, bugünkü sınırlarımız dışında kalmış bulunuyor. Ancak Selanik tek kurşun atılmadan hükümet tarafından Yunan’a teslim edildiğinde ben, bir başka yurt köşesini savunmak üzere Derne’de, Bingazi’de, Trablusgarp cephesinde savaşıyordum... Her yerde 5 yıl kalsaydım, ben o zaman Derne’de, Bingazi’de olamazdım. Filistin’de, Sina Çölleri’nde, Suriye’de olsam, o zaman Çanakkale’de, Kafkaslarda, Sakarya’da, Dumlupınar’da olamazdım. Ama ben oralarda olamasaydım bu efendilerin (önergeyi verenleri kastediyor) de doğum yerleri Allah korusun, Misak-ı Milli sınırları dışında kalırdı.”


1923 Ekim’inde, Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından hemen sonra başbakanın ve Meclis 2. başkanının istifa etmesi ciddi bir sıkıntı yaratmıştı. Bu istifalar Atatürk’e karşı konmuş tepkilerdi. Yeni bir kabinenin kurulamaması üzerine Mustafa Kemal Paşa, yönetim biçiminin cumhuriyet olması için İsmet İnönü ile birlikte bir yasa değişikliği tasarısı hazırlayarak 29 Ekim 1923’te Meclis’e sundu. Gedik Üniversitesi Öğretim Üyesi Özgür Billur’un tanımıyla cumhuriyet sistemi şu şekilde işler: Yapılacak bu değişikliğe göre başbakan, hazırladığı kabine listesini Cumhurbaşkanı’na, O da Meclis’in güvenoyuna sunacaktır. Güvenoyu alınmazsa Cumhurbaşkanı başka bir başbakana hükümet kurma yetkisi verecektir. Bu sistem “cumhuriyet”tir Anayasa değişikliğinin lehine ve aleyhine konuşmalar yapılır ve nihayetinde değişiklikler meclisten geçer.

Mecliste bulunan 158 milletvekilinin oy birliği ve “Yaşasın Cumhuriyet” nidaları ile Atatürk ilk Cumhurbaşkanımız seçilir.

Cumhuriyete giden yolda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin fikrî yapısı üzerinde yapılan araştırmalar da “olağanüstü dönemleri normal dönemlerin kurumları ile atlatabilmenin olanaksızlığı” gösterilmiştir. 1920-1923 Türkiye’sinde bunu açıkça gözlemlemek mümkün olmuştur.


Cumhuriyet kurulur kurulmasına fakat Cumhuriyet’in kurulduğu Anadolu coğrafyası, imparatorluğun ekonomik yönden en zayıf kesimidir. Bu manada Balkan Savaşları’yla başlayan Birinci Dünya Savaşı’yla devam eden uzun harpler insanları bitap kılmış, entelektüel sınıfı eritmişti. Savaşın demografik sonuçları, Türkiye ve Yunanistan arasında yapılan büyük miktarda nüfus mübadelesi ile ağırlaşmıştı. Aynı zamanda esnaf grubu da kaybedilmiş, nüfus zayiatı ve işgücü eksikliği ile Cumhuriyete adım atılmıştı.

Cumhuriyet’in devraldığı Osmanlı ekonomik mirasının temel özelliklerinden bahsedecek olursak yabancı devletlere verilen kapitülasyonlarda boğuşan, dolayısıyla “yarı-sömürge” ve bir dizi savaşın ağır mirasını taşıyan bir ekonomi modeli karşımıza çıkar. Osmanlı toplumunun yarı-sömürge kimliğinin hukukî bağlarının temizlenmesi Lozan’da gerçekleşse de Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu ağır borçlar taksite bağlanıp ödenmeye devam eder.


Cumhuriyetin 88 yılına bizzat tanıklık eden ekonomist Korkut Boratav Osmanlı’nın modern bir sanayi temelinden yoksun olduğunun altını çizer zira 1915’te yapılan bir sanayi sayımının sonuçları az gelişmişliği yansıtır: Bugünkü Türkiye sınırları içinde zanaat özelliği taşımayan 182 sanayi kuruluşunda sadece 14 bin işçi çalışmaktaydı. Mustafa Kemal Şubat 1923'teki İktisat Kongresi'ni açarken yaptığı konuşmada, acil ekonomik gündemin hem yeniden inşa hem de sanayileşme olduğunu ortaya koyacaktı. Yeni Cumhuriyet'in hükümeti bu gündemi zaman geçmeden uygulamaya başladı. Atatürk tam bağımsız bir devlet olabilmek için sürekli ekonomik bağımsızlığa vurgu yapmıştır.

Kongre sonunda, Misak-ı İktisadi adında bir belge yayınlanarak yerli üretimin geliştirilmesine, lüks ithalattan kaçınılmasına ve ekonomik gelişmeye katkı sağlanması şartıyla yabancı sermayeye izin verilmesi kabul edildi. Ayrıca çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi gruplarınca 281 madden oluşan önemli kararlar alındı. Bu noktada Atatürk köylünün kalkınmasına özel bir önem veriyor. Tarihçi İlber Ortaylı bu konuyu şu sözlerle yorumlar “Mecburdu buna, ülkenin %85’i köylü. Köyü zenginleştirip, üretimi artırıp çeşitlendirmek istiyor.” (Bu amaçla sonradan eğitim ve üretimi sağlayacak Köy Enstitüleri kuruluyor.)

Bu vakitlerde bugün aklımıza gelmeyen hastalıklarla da boğuşuyordu Anadolu halkı. Sıtma, verem ve kronikleşmiş frengi yaygındı. Cumhuriyet bunların hepsini halletmek zorunda kaldı. İşe buradan başlandı ve sağlık ordusu bunları çözdü. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tıbbi devrim yaşandı. Bu yenilikler sonucunda Cumhuriyet öncesi görülen hastalıkların çoğu 1950-1960’larda bariz bir şekilde düşüş yaşadı. Örneğin trahom artık çok etkili bir hastalık değildi. Aynı şekilde cüzzamın da kalıntıları 1960’larda silindi.


TBMM’nin açılışından sonra girişilen savaşlarla Türk milletinin günü ve geleceği kurtarılmıştı. Mustafa Kemal büyük bir ileri görüşlülükle “Türk ulusunun tabiat ve adetlerine en uygun idare Cumhuriyet idaresidir” diyerek saltanatı kaldırmış, Cumhuriyet’i ilan etmiştir. Bu tercih Türkiye’yi sonu belirsiz rejim çatışmalarından kurtarmış ve bizi 100. yılda coşkuyla Cumhuriyeti ve getirilerini kutlamamızı sağlayarak Türk ulusunun geleceğini teminat altına almıştır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına minnetle anıyoruz. Nice 100 yıllara!


Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek sizlersiniz.



KAYNAKÇA:

  • Billur, Özgür. “Cumhuriyet Hiç de Kolay İlan Edilmedi.” Gedik Üniversitesi, 2021

  • SARIÇOBAN, G. (2020) Atatürk Döneminde 1923-1929 Türkiye Ekonomisi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.

  • Emre DEVECİ Yayınlanma: 09:49 - 27 Ekim 2023 Güncellenme: 10:20 - 27 Ekim 2023 Korkut Boratav cumhuriyet’in 100 Yıllık Ekonomik Yolculuğunu Anlattı, Sözcü Gazetesi.

  • Ortaylı, İ. and Küçükkaya, İ. (2013) Cumhuriyet’in ilk Yüzyılı: 1923-2023. Fatih, İstanbul: Timaş Yayınları.

  • Yalçın, D. (2004) Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi.

KAPAK FOTOĞRAFI:

-Ceyda Baş ve Yağmur Ece Nisanoğlu tarafından editlendi.

58 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page